“Gördüklerim, görmediğim yaratıcının varlığına
inanmaya beni mecbur ediyor.” Emerson
Anlamak için dikkatle incelemek, odaklanmak ve düşünmek gerek.
Yağmuru anlayanlar da var, sadece ıslananlar da. Bir de yağmur yağdığında kendini kötü
hissedenler.
Prof. Dr. Arthur Macomb da yağmur yağınca rengi kaçanlardan biri. Şunu diyor:
“Ne zaman şimşek çaksa, gök gürlese, semadan yağmur yerine asit yağacak diye soluğum
kesilir. Rengim kaçar. Sığınacak bir yer ararım. Çünkü havada nitrik asit teşekkülü için
bütün şartlar hazırdır.”
***
Her insan farklı bir dunya. İnsanlar adedince dünyalar, âlemler var. Herkesin gerçeği farklı
olabilir. Ve herkes kendi gerçeğine göre farklı duygular hisseder.
Kiminin; yağmur yağdığında keyfi kaçar ve der: “ Gökyüzü, bitmez tükenmez gözyaşlarını
saçıyor”.
Kimi; yağmurun yeryüzü ahalisine gönderilen rahmet olduğunu bilir.
“Pırıl pırıl gökkuşağını görmek için, zemini çiçeklerle güldüren yağmurları yaşamalı” der..
***
Herkesin gerçeği farklı olsa da, yağmurların tabiattaki en faydalı olaylardan biri olduğu
tartışılmaz hakikat.
Yağmurlarla birlikte yağan rahmet sayesinde; yeryüzü yıkanıp temizlenir. Toz toprak yatışır.
Bitkiler sevinir, gelişir, yetişir. Yeryüzünden buharlaşan su geri döner. Böylece tatlı su
kaynakları kurumaz. Atmosfer katmanları kalınlaşmaz.
Velhasıl, yeryüzündeki sıvı miktarının dengesi için yağmurlar, ekosistemin olmazsa olmazı.
Ekosistem mucizesini ve yağmurları kavrayınca, her bir vicdanlı akıl anlar ki;
Bu sistemi kuran, bulutlar değil!
Deniz suyu tuzlu, yağmur tuzsuz. Yağmurların kaynağı buharlaşma. Buharlaşmanın % 97’si
denizlerden gerçekleşiyor. Yüzümüzü gözümüzü okşayan yağmurların annesi denizlerdir.
Su nereden buharlaşırsa buharlaşsın, yağmur katreleri tertemiz iniyor. Bulutlar, bizi düşünüyor
değil.
“Biz gökten tertemiz su indirdik” (24 / 48) diyor, yağmurları indiren, her halimizi bilen.
***
Yağmurların indiriliş faslı da büyüleyici güzellikte.
Şu saniyede, milyonlarca ton su buharlaşıyor. Her an olduğu gibi. Buharlaşan su, tonlarca
ağırlıktaki bulutlar halinde rüzgârın sırtına bindiriliyor. Bulutlar ”Yağmur başına arş” emrini
bekleyen ve emirlere göre toplanıp, gizlenen bir ordu sanki. Yeryüzü ile gökkubbe arasındaki
seyahatleri, gelişigüzel ve gayesiz değil. Zemin bahçesini suluyor. Yeryüzü ahalisine hayat suyu
getiriyor. Seyahatin sonunda bir yerlere, her an milyonlarca ton su merhamet ve şefkatle
indiriliyor. Şu anda indirildiği gibi.
Bulutlar, merhamet sahibi değil!
Gönderilişi, baraj patladığında gelen su kütlesi halinde olmuyor. Her saniye 16 milyon ton su,
tane tane gönderiliyor yeryüzüne. Faturası gönderilmiyor.
Yağmur Damlasının İndirilişi
Öyle ki, yüzlerce metre yüksekten inen, latif ve tertemiz yağmur damlaları, bardak
büyüklüğünde olmuyor. Çapı 5-6 mm.yi geçmeyen damlalar, rahmani hediyeler halinde geliyor.
Gülün yaprağına bir buse kondurup, sessizce toprağa süzülüyor.
Halbuki, yağmur damlası büyüklüğünde ve ağırlığındaki herhangi bir cisim, 1200 metreden
bırakıldığında, giderek hızlanır ve yere yaklaşık saatte 558 km. hızla düşer. Ancak yağmur
damlasının yere düşüş sürati saatte 8 ile 36 km. arasında.
Yağmur damlaların atmosferdeki sürtünme etkisini artıran suyun benzersiz yüzey gerilimi ve
yere düşüşünü yavaşlatan biçim verilmiş olması sayesinde iniş sürati azalıyor. Şayet yağmur
damlaları saatte 558 km. hızla inmiş olsaydı, çarptığı her şeyi mahvedecekti. Yeryüzünde
canlıların yaşaması imkansız hale gelecekti. Bulutlar, bu ölçülü hesaplı işlerin farkında değil!
“O Allah ki, gökten bir ölçü ile su indirir”(43/11) diyor, yağmurları indiren, her işinde bir ölçü
olan ve ölçülü olmamızı isteyen.
***
Gökteki bulut ve yeryüzü, ikisi de birbirinden oldukça uzaklar. Farklı özellikteler. Bunlar
arasındaki yardımlaşma ve birbirinin ihtiyacına cevap vermeleri, onları idare edenin aynı Zat
olduğuna işaret eder.
İçmekte olduğumuz suda, ne sırlar, ne okyanuslar, ne seyahatler, neler var neler. Baktığımız bir
bardak sudaki gizemi fark ettiğimizde, yağmur damlalarını kimin gönderdiği çok net anlaşılıyor.
“Şimdi siz, içmekte olduğunuz suyu gördünüz mü?
Onu sizler mi buluttan indiriyorsunuz, yoksa indiren Biz miyiz?
Eğer dilemiş olsaydık onu tuzlu kılardık; şükretmeniz gerekmez mi?” (56/ 68-70) diyor,
hakikatleri kelimelerin kalbine, yağmurları yeryüzüne indiren. rahmeti sonsuz olan.
Şükretmemiz Gerekmez Mi?
Şükreder, rahmetteki merhameti, merhametteki adaleti, adaletteki hikmeti, inayeti sonsuz ilmi,
kudreti bir nebze de olsa anlayan, akleden kalpler.
Şükreder ve yakarır, yağmurları hisseden gönüller:
Yağmurların katreleri, ağaçların yaprakları, kuşların cıvıltıları, denizlerin dalgaları adedince
şükürler olsun, Ya Rab.
Kainatın yaratılışından, kıyamete kadarki saliselerin, kâinattaki elektronlar adediyle
çarpımlarının, toplamları miktarınca şükürler olsun. Ya Rahman.
Ağır ve yüklü bulutlarla yağmurları gönderen senin rahmetindir.
Yüzlerce metre yüksekten, lütuf ve incelikle yeryüzüne yağdıran senin keremindir.
Tonlarca ağırlıkta su kütleleri halinde başımıza düşürmeyen senin israfsız hikmetindir.
Her bir yağmur damlasını paraşütü varmışçasına yumuşaklıkla yeryüzüne indiren senin lütfun ve
ilmindir.
Nadiren gelen ceviz büyüklüğündeki dolularla bizleri düşünmeye davet eden, birçok hakikati
kafamıza dank ettiren, senin celâlindir.
***
Sen, sonsuz derece azameti yüce olan haşmeti içinde, nihayetsiz güzellik sahibisin.
Sen, fazl ve keremi sonsuz, lütuf ve ihsanı sınırsız olansın.
Sen, bol rahmet eden, fark gözetmeden, ötekileştirmeden, dışlamadan, suyu herkese lütfeden
Rahman’sın.
Sen, arza hayat veren, yağmurun sesini işitmeye ve anlamaya bizleri davet eden ve yağmurlarına
rahmet namı verilensin.
***
Rahmet, katreler şeklinde cisimleşecek. Yağarken, her varlık nasibini alacak. Kabı ters olmayan herkes faydalanacak. Taşlar, kayalar yıkanacak. Bitkiler ağaçlar, sevinecek, can bulacak. Bazı gezegenlerde sülfirik asit, bazılarında elmas veya cam yağarken, yağmurun ölçülü indirilişini gören, insan kalan insanların arınırken ruhları rahmetle, düşünecek ve anlayacak. İşitecek:
“ Ve semadan suyu indirdi. Böylece onunla, ölümünden sonra arza (yeryüzüne), hayat verdi.
Muhakkak ki bunda, işiten bir kavim için elbette bir ayet(delil) vardır. (16 / 65)
Muhteşem güzel…
Adnan bey Yüce Mevlam ilminizi, irfanınızı arttırsın.çok teşekkür ederim…
ALLAH’a emanet olun.
Gafletinizi parampaça eden bir yağmur damlasının hikayesi, ne güzel anlatılmış. Bir yağmur damlası tesadüfen ve sahipsiz olmadığı gibi, bir koronavirus de sahipsiz değildir, tesadüfen olamaz
Adnan bey tebrik ederim. Yagmuru hal diliyle ne guzel konusturmussunuz. Rabbim kaleminize kuvvet versin..
Teşekkürler Adnan bey kaleminize sağlık.