Başımıza Taş Yağıyor!

Şu an başımıza taş yağıyor, başımızı yarmıyor

Uzaydan Dünya’mıza her gün sayısız meteor yağıyor. Fakat, nadiren düşüyor. Muhtemel
çarpışma tehlikelerinden haberdar olmak için NASA’da aralıksız gözlem programı sürmektedir.
NASA verilerine göre, Dünya atmosferine her gün yaklaşık 100 ton meteor girer. Çok az bir
kısmı yere iniyor. Yeryüzünden yaklaşık 120 km. yukarıda yanarak ışık saçmaya başlayan
meteorlarının çoğu 60 km. üstümüzde toz zerrelerine dönüşüyor. Meteor bombardımanına karşı
atmosfer, bir set gibi koruma görevi yapar. Atmosferin bu özelliği olmasa yeryüzü delik deşik
olurdu. Dünyada hayat olsaydı bile, nasıl bir hayat olurdu, düşünün bir kere.
Meteorlar, uzaydan saniyede 20-30 km. hızla atmosfere girdiğinde atmosferdeki moleküllere
çarpmakta ve sürtünmektedir. Bu etkiyle ısınıp akkor haline gelip yanarak çevresine ışık saçtığı
için bunların bir kısmına “kayan yıldız” denir.
Hacmi bir toplu iğne başını geçmeyen meteorlar olduğu gibi, dağlar büyüklüğünde olup
gökyüzünde hızla hareket eden, ateş küresi biçiminde (bolit) görünen meteoritler de var. Son
derece az görülen çok büyük boyutlu meteorlar, Ay’dakine benzer kraterler açabilirler.
Arizona’daki “Meteor Crater” bunun örneklerinden biridir. Çapı 1200 metreyi bulur.
***

Dunya atmosferine giren tonlarca göktaşı şu an, başımıza yağıyor, başımızı yarmıyor.
Meteorlardan arda kalan toz zerreleri atmosfere dağılıyor. Çöllerden rüzgârlarla tozlar göğe
yükseliyor. Denizlerde dalgaların etkisiyle patlayan su damlacıklarındaki tuzlar atmosfere
karışıyor. Hep birlikte yağmur damlalarına, kar tanelerine çekirdek oluyorlar. Böylece, göğün
yüzünü kirlettirecek süprüntülere meydan verilmiyor. Pek güzel ve pek parlak bir surette
atmosfer temizleniyor.
Toz zerreleri atmosferde olmasaydı, yoğunlaşan su buharı, yeryüzüne intizamlı yağmur
damlaları, kar taneleri olarak düşmezdi. Bu da büyük felaketlere yol açardı.
Meteorlar da, ağır bulutlar da felaket olabilecekken, rahmet oluyor. Rahmet, yağmur ve
kar şeklinde cisimleşerek yere indiriliyor.
Her şey, her şeyle bağlı…
Hangi meteorun ve hangi çölün tozu, hangi okyanusun tuzu, damarlarımızda, dilimizde,
beynimizde… Bilmiyoruz.
“Kaotik düzen” olarak nitelendirilen, her şeyi kuşatan nizam ve intizamın baş döndürücü
mükemmelliği, araştırmalar derinleştikçe daha iyi fark ediliyor.
Her bir şeyin, her şeyle uyumu ve her şeyin bütünündeki düzenin, bu sistemi yaratan Rahman’ın
takdiriyle nasıl gerçekleştiği daha iyi anlaşılıyor. Görülüyor ki; Güneş de, toz zerresi de, bir
yaprağın yere düşmesi de hikmetsiz ve rastgele değil. O’nun ilim ve kudretiyle gerçekleşiyor.
Meteorlar, Yaratıcımızın ihtişamlı ve Celalli tasarrufu ile birlikte, nihayetsiz Cemal
tecellilerinden sadece biridir.
Binbir yansımadaki ışıltılar, akıl ve vicdanlara gösterir ki;
nice faydalı şeyleri yaratan, her şeye çok menfaatler, iyilikler giydiren ve şenlendiren O’dur.
Belaları def eden, musibetleri alıkoyan, istemediği şeye mani olan, hudut koyan, O’dur.
Rabbimizin, nizam ve intizam içinde yarattığı bu âlemdeki düzeni kuşatan sayısız yansımalar her
an devam ediyor. Yeryüzündeki misafirlerini ve kullarını seven, sevdiren, sevindiren ve gökte
parlak ayetlerini sergileyen Allah, Enbiya suresinde mealen şöyle buyuruyor:
“Ve gökyüzünü korunmuş bir tavan yaptık. Yine de onlar gökyüzünün ayetlerine
aldırmıyorlar.” (21/32)

 

1 yorum

Bir yanıt bırakın