Mutlu – Mutsuz İnsan

Bir zamanlar, bir öykü okumuştum.
Hayatın manasını, hakikatini aramak isteğiyle yola koyulur delikanlı.
Babasının bilge bir arkadaşını malikânesinde ziyaret eder. Baba selamını iletip, niyetini arz eder.
Bilge adam, bir kaşığa iki damla yağ damlatır ve kaşığı delikanlıya uzatırken der;
-Seninle akşama bu konuyu ele alalım. Şimdi evi, bahçeyi dolaş. Sonra görüşürüz. Ancak, kaşıktaki iki damla yağı da sakın dökme, unutma,!
***
Akşam gelince gence neler gördüğünü sorar. Genç,  yağı dökmek endişesi ile çevreyi pek dikkatle incelemediğini anlatır. Sorulara cevap veremez.
Bilge adam; ertesi gün yine içinde iki damla yağ olan kaşıkla dolaşmasını ve akşama gördüklerini anlatmasını gençten ister.
***
Akşam gelince delikanlı bahçedeki çiçeklerin güzelliklerinden, ev eşyalarından özelliklerinden heyecanla ve teferruatıyla bahseder. Gülümseyerek dinleyen adam; ”Kaşıktaki yağ, ne oldu ?” diye sorar. Genç biraz şaşkın biraz mahcup, yağın döküldüğünü söyler.
Gencin alıcılarının tam açık olduğu işte o anda  bilge şunu der:
– Hakikat yolculuğunda var olmak ve mutlu olmak kaşıktaki iki damla yağı unutmadan, bütün güzellikleri görmekle mümkündür .
***
Bu öykü bana diyordu ki; gelip geçici bir ömür yaşayan her insan; sorumluluklarının idrakinde olmalı. Sorunlar içinde olsa bile güzellikleri de görebilmeli. Böylece iç huzuru ve dengesini korumalı. Bu idrake sahipsek gelip geçici mutsuzlukların üstesinden gelir ve onu bir simyacı gibi mutluluğa çevirebiliriz, mesajını veriyordu.
Her şey zıttı ile bilinir. Mutsuzluk karakteri sarmalında isek; yılgınlık bezginlik karamsarlık, korku, kahır, endişe içinde, kendimizi mutsuz kılmayı seçer ve öyle hissederiz.
Sarayda da zindanda da olsak, bu değişmez.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın