Ormanın yanı başındaki akarsuda hayatın akışını seyredelim, biraz… İşitmeye çalışalım. Akan sular, şırıl şırıl neler söylüyor neler. Nehirler, ırmaklar, çaylar ve pınarların sesine kulak verelim.
Evimizdeki musluktan akan su, su borularından geliyor. Su tesisatı ihtiyacımıza göre planlanmış, yapılmış. Bu tesisat kendi kendine oluşmamış. Su boruları rastgele konulmamış. Ekosistem evimizdeki su tesisatından daha mı basit? Canlılar ve cansızlar arasında süregelen bu hayati önemdeki akış rastgele olabilir mi? Yağmurlar yağdırılıyor, yerin altında su depolanıyor ve yeryüzündeki canlıların imdadına koşturuluyor. Musluktan suyun akışı kendi kendine olmadığı gibi, yer ile gök arasındaki bu ahenk de rastgele değil. Akarsular, Rahmanın gaybi ve tükenmez hazinesinden fışkırıyorlar. Cömertlikle akıtılıyor, gönderiliyorlar. Dağlardan kopup gelen küçük dereciklerle dağıtılıyor pek çok güzellikler ve nice faydalar.
Denizlerdeki suyun buharlaşması, bulutların yolculuğu, yağmurun indirilmesi, suyun depolanması ve akarsularla gönderilmesi rastgele değil, başıboş değil. Hiçbir şeyi başıboş, hikmetsiz, faydasız bırakmayan, hiç mümkün müdür ki hayatın akışında bizi başıboş bıraksın? Hareketlerimize dikkat etmesin. Bir muhasebe eleğinden geçirmesin. İnsana ehemmiyet vermesin.
Bir yanıt bırakın
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.