Esrarengiz Kar

W.A.Bentley, kar taneleri ile ilgili kitabını
şu cümle ile noktalamıştı:
“Sanki bir sanatçı, sanatını gösteriyor…
Artık inanıyorum.”

Kâinat fikirlerle, manalarla dolu…
Yeryüzü, büyüleyici harikaların sergilendiği bir teşhir yeri. Bin bir mananın aksettiği ışıltılı bir
ufuk. Düşünce ve gönül ufku…
İnsan ruhu, göz pencerelerinden harikuladelikleri seyrediyor.
Akıl ise, bu hayret verici nakışlardaki sırları keşfediyor.
Akleden kalp, imana yol açan bir altın anahtar…

***

Soğuk bir kış gününde, binlerce metreden sağa sola uçuşan, esrarengiz kar taneleri indiriliyor.
Kar tanelerinin her birinde, zarif bir nakış, intizam ve güzellik var.
Wilson A. Bentley, kar tanelerinin nakışlarındaki büyüleyici sanatı fark edebilenlerden biri.
Ömrünün 50 yılını vermiş ve 6000 kar tanesinin fotoğrafını çekebilmişti. Kar kristallerinden
hiçbiri diğerinin aynı değildi. Her bir kar tanesi, kristal bir tasarım şaheseriydi ve hiçbir tasarım
tekrarlanmıyordu. Bir kar tanesi eridiğinde, bu tasarım kayboluyordu… İnsanlara bu güzellikleri
gösterme arzusu, hayatının gayesi olmuştu.

Daha önceleri ateist olan Bentley, kar taneleri ile ilgili kitabını şu cümle ile noktalamıştı:
“Sanki bir sanatçı, sanatını gösteriyor…
Artık inanıyorum.”
Kendisiyle yapılan bir röportajın sonunda Bentley, derin bir nezaketle, “ Eserlerinin sınırsız
olağanüstülüğü ve güzelliği bakımından, Yaratan eşsiz ve ulaşılmazdır” diyerek hiç kimse
bilip takdir etmese bile Yaratanın bu eşsiz eserlerinin güzelliğini ortaya çıkarmaya hizmet ediyor olmaktan memnuniyet duyduğunu ifade etmişti.

***

Bentley’den başka, daha pek çok kimse de, on binlerce kar nakışı tespit etmişler. Araştırmacılar
25 cm.lik bir kar yağışı sırasında, 30×60 yer karosu ebadındaki bir sahada, bir milyondan fazla
kar taneciğinin bulunabileceğini belirtiyor. Bu kadar çok kristal yapı arasında mutlaka birbirinin
aynı birkaç tane olduğunu düşünebiliriz. Fakat insanların parmak izleri gibi, hiçbir kar kristali bir
diğerinin aynı değil. Şimdiye kadar kar tanecikleri arasında, aynı büyüklükte ve şekilde, aynı
sayıda su molekülü ihtiva eden iki kristal bulunamamıştır.
İntizamla çizilmiş her geometrik şekil, geometriden anlayan birini, her nakış nakkaşını bildirir.
Kar tanelerindeki nakışlar da, Sanatkarının (c.c) büyüklüğünü çok aşikar olarak gösterir..
Bir bakıma basit bildiğimiz sudan birbirinin aynı olmayan sayısız tasarımlar yaratılmış. İlim ve
sanat pırıltıları üzerine nakşedilmiş. Kar tanelerinin ne kadar harika olduğunu anlamak için, ille
de tasarımcı olmak gerekmez. İnsan olmak, dikkatli bir hakikat yolcusu olmak yeter.

***

Büyükçe bir kar tanesi binlerce tek tek kristalin birleşmesi ile meydana geliyor. İlmi çevreler 12
cm. çapında kar tanelerinden bahsetmişler.
Binlerce metre yüksekten gönderilen milyonlarca ton kar “neden birbirine çarpıp büyük toplar
haline gelmiyor? Üzerinde düşünülecek bir husus.
Kar tanelerinin meydana gelişi ve devasa kar kütleleri halinde gökyüzünden başımıza düşmemesi fizikteki bazı kanunlarla izah edilebilir ve edilmelidir. Bilimin görevi; maddi ve formel yönü açıklamaktır. Fakat kanunların kendi kendilerine ve bir hâkim olmadan iş göremeyeceğini anlamak da aklın görevidir.. Kar taneleri ve yağışındaki ahenk, canlıları yaratan ve yaşatan Zat’ın ilim, hikmet ve kudret yansımalarının en güzellerinden biridir. Tabiat kanunu denilen her bir kanun, tabiattaki ilahi kanunlardan biridir. Her bir kanun, bir ilim ve kudret sahibine işaret eder.

***

Eski bir çiftçi tekerlemesi “Kar, fakir köylünün gübresidir” der. Gerçekten, karın içinde
çiftçinin arzuladığı amonyak vardır ve bu aynı miktardaki yağmura oranla çok fazladır. Aynı
zamanda onun içinde daha başka birçok bileşikler de var.
Kıştaki yağışların dörtte üçü toprağa nüfuz eder. Halbuki yazın o güzel yağmurları o kadar hızlı
gelirler ki, toprağın derinliklerine nüfuz edemeden akıp giderler.
Kar aynı zamanda sağlığımızın korunması bakımından da faydalıdır, çünkü havayı temizler.
Şahit olduğumuz böylesine intizamlı, sanatlı, faydalı işlerin bütünü kendi kendine veya rastgele
olmaz. Çevremize bakıp sanatlı bir eşya gördüğümüzde, sanatkarın var olduğunu biliriz. Faydalı
bir alet gördüğümüzde, ustasının maharetini överiz. Bize karmaşık gelse de, sırlarına akıl
erdiremediğimiz bir üretim makinası görsek, “kimi bunu yapmış?” deriz.
Su buharından kar tanesine uzanan bir sürecin her safhasındaki sanatlı işleyişi görüyoruz.
Canlılığa olan pek çok faydasını, incelikli özelliklerini biliyoruz. Görüp, bildikten sonra ortaya
çıkan bu sanatlı, faydalı ve intizamlı neticenin de; sanatkarı olan ilim , irade, rahmet sahibine
işaret ettiğini anlarız.. Bu sanatlı, ahenkli, harika işleri yapan öyle bir “Zat” olabilir ki, hiçbir şey
O’na ağır gelmez. Mutlak güç ve kudreti herşeye yeter.

Gözün vazifesi sanatı görmeye aracılık etmek, aklın vazifesi Sanatkarını bilmektir. Her bir
kar tanesi, her bir sanat eserinde olduğu gibi kendinden ziyade sanatkarını gösterir.

***

Kar tanelerini yeryüzüne gönderen; bütün mevcudatı gözeten, dizginini elinde bulunduran,
kollayıp koruyan, rahmet ve lütuf sahibidir. Kar tanelerini yaratan, yıldızları ve galaksileri de
yaratan aynı ilim, aynı kudrettir. Her mahluku ve hadiseyi kendine mahsus tarzda hikmetle
süsleyendir. Mevcudatı birbirinin yardımına koşturan, sonsuz hikmet ve rahmet sahibidir.
Kalplere iman ve huzur bahşeden Allah, görülen ve görülmeyen alemleri açıkladığı, hakikatlerin
hakikatini gösterdiği kuran kainatında mealen buyuruyor:
“ Göklerde ve yerde olanları, Allah’ın bildiğini görmüyor musunuz?” ( 58 /7)

Bir yanıt bırakın