Milyonlarca Yıldır İşleyen Kanun : Minimum Yasası

 “ Yeryüzünde her şey, iktisat ve israfsızlık üzerine dönüyor. Bu kuralın dışına çıkan insan hariç, hiçbir özne göremezsiniz”  – Prof. Dr. Fatih Satıl 

Bitkiler, ihtiyaçları olan elementleri kökleriyle topraktan alırlar. Topraktaki elementlerden birinin yeterli miktarda olmaması halinde, diğer elementler ne kadar çok olursa olsun, bitki diğer elementlerden miktarı en az olan element oranında faydalanır. Buna minimum yasası denir.
Mesela bor, bitki için gerekli elementlerden biridir. Bor toprakta az ise, diğer elementler ne kadar fazla olursa olsun, bitkinin normal gelişimi durur. Yani topraktaki bir bitki için gerekli tüm minerallerin tamam olduğunu, fakat içlerinden birisinin olması gerekenin yüzde ellisi kadar olduğunu varsayalım. Bütün diğer mineraller ne kadar bol bulunursa bulunsun, bitki kökleri tarafından emilen bor dışındaki gerekli mineraller yüzde elli oranında emileceklerdir.

Bu konuda değerli bilim insanı Fatih Satıl diyor ki:
–  Evrensel bir bakış açısı ile kâinata bakacak olursak, tüm kâinatta iktisat ve israfsızlık esaslarının hükmettiğini görebiliriz. Tüm canlılar en az malzeme ve enerji ile maksimum iş yaparlar ve asla israf yapmazlar. Dışarıdan alacakları bir malzeme ya da besin yeryüzünde çok bol olsa dahi aşırı tüketim yapmazlar. Örneğin bitkiler ihtiyacı olan besinleri topraktan alırken iktisat kanununa riayet eder. Hatta bu durum Liebig tarafından keşfedilmiş ve “minimum yasası” olarak da literatüre kazandırılmıştır.
Minimum yasasına göre; bitkinin sağlıklı yetişmesi için, gelişmeyi sağlayan faktörlerin ne israf edilmesi ne de cimrice kullanılması gerekir. Bu yasaya göre, bitkilerin büyüme ve gelişimleri, ihtiyaç duyduğu besin elementlerinden toprakta en az bulunanına bağlıdır. O az olan element yeterli miktarda sağlanamadığı takdirde bitki diğer elementleri de topraktan alamaz. Böylece, bitki gelişiminde kullanılan minerallerin israfı da önlenmiş olur.
***
Magnezyum, fosfor, bor gibi elementleri gördüğümüzde birçoğumuz tanıyamayız. Oranları tutturmak için laboratuvarlarda ölçüm kapları ve teraziler yer alır. Karanlıkta bu elementleri tanımak ve ölçü aleti olmadan oranlarını belirlemek bizim için imkânsız. Cahil ve akılsız dediğimiz ot veya ağaç için ise bu mümkün.
***
Bitkiler dünyasında milyonlarca yıldır geçerli olan bu kanunu bitkiler koymamış.
Kanunun mükemmel işleyişi, bitkilerin ilim ve akıllarının olmayışı gösterir ki, bitkiler, onları yaratan ve yaşatan nihayetsiz ilim, kudret ve irade sahibinin emrinde birer memurdurlar.
Bitkilerin dengeli bir şekilde büyümeleri için gerekli olan bu kanunların hâkimi, mutlak hâkim olan Allah’tır.
Bir yaprağı yaratan ağacını yaratandır. Ağacı ve bitkileri yaratan aynı Zât’tır.
Güneş ışığı, atmosfer,su olmadan bitkiler olamaz. Demek bir yaprağı yaratan, onun varlığıyla irtibatlı ve lüzumlu her şeyi yaratan Zât-ı Zülcalal’dir.
O (cc), “âlim”dir, “kadir”dir.
Her şeyi, her halimizi bilen, her şeye gücü yetendir.
O (cc), dilerse olur, dilemezse hiçbir şey olmaz.
O (cc), dilerse O’nun dileğini hiçbir şey engelleyemez.
Dilemezse, hiçbir şeyi, hiçbir kimse gerçekleştiremez.
***
Bitki dalları havada kolayca yayıldığı gibi, toprağın altında köklerin rahatlıkla yayılmasını hikmetli kanunlarıyla sağlayan, her işi hassas ölçüler ve intizamla iç içe olan âlemlerin Rabbinden başka kim olabilir?
Toprağın karanlıklarındaki bitki köklerini bile kendi haline bırakmayan, bizi de kendi halimize başıboş bırakmaz.
Hayat yolunda ilerlerken düştüğümüz karanlıklarda, dilerse işimizi kolaylaştırır. Bizi kaldıramayacağımız zorluklarla baş başa komaz.
O dilerse rahmet, inayet ve lütuflarından bizleri mahrum etmez.
Allah hiçbir şeye muhtaç olmadığı gibi, dilerse, kendisine sığınan kulunu da kimseye muhtaç etmez.
Yeter ki ümit ve iman gücümüz, kur’an ve kainat kitabı rehberimiz, sünnet-i seniyye yol haritamız, şevk ve gayret sorumluluğumuz olsun.

Hak olup, Hak’tan gelen, hak diyen, hakikati gösteren ve nurani hikmeti neşreden bir kur’an ayetinde Cenab-ı Hak,buyuruyor:

“Rahman’ın o has kulları harcamalarında ne israf eder ne de eli sıkı davranırlar, bu ikisinin arasında bir denge tuttururlar.”  ( 25 / 67)

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın