“Hayat iki şekilde yaşanır.Ya hiç mucize yokmuş gibi, ya da var olan her şeyin mucize olduğunu görerek.” –Einstein
Bir bebek doğar. Bir anne doğar. Tarifsiz bir heyecan ortalığı kaplar. Annenin tebessümünde göğün parlaklığıyla yarışan ışıltılar vardır. Derin bir şefkat duygusuyla bebeği göğsüne yanaştırırken, ilk bebeği ise belki de endişelidir. Fakat bebek emme antrenmanına anne karnındayken başlamıştır. Çok vakit kaybetmeden süt emmeye koyulunca anne rahatlar.
Bebeğe can veren, ihtiyacı olan emme refleksini de ona vermiştir.
Bebeğin en güçsüz, en aciz olduğu doğum sonrasında, şifalı süt gönderilir. Gönderiliş tarzı, terkibi, zamanlaması, ana şefkati gibi harika bir mucizedir.
Bebeğin vücut ve ruh sağlığı için en uygun besin, ana sütüdür. İhtiyacın karşılanması, tam vaktinde ve kıvamındadır. Ana sütü, bebeğin sadece besin kaynağı değil, fizyolojik, anatomik, hormonal ve psikolojik gelişim ihtiyaçlarının da tamamlayıcısıdır.
Kan ve fışkı arasından gönderilen süt, her zaman temiz ve ideal sıcaklığıyla kullanıma hazırdır. Süt üretimi, intizamla gerçekleşir. Hem de bileşim ve miktar olarak bebeğin beslenme ihtiyacına en uygun şekliyle.
İlk günlerde 50 gr. olan üretim, altıncı ayda bir litreye kadar artabilir, İlk gelen sütte bol miktarda antikor vardır. Sevimli bebeğin vücudundaki savunma sistemi için bu çok değerlidir. Antikor, incebağırsaktan direkt emilir. İhtiyaç karşılandıktan sonra, yani üç günün ardından incebağırsaktaki geçirgenlik kalkar.
Bebekler sütteki yaklaşık 200 şeker türünden faydalanır. Anne sütünün içinde “hmu” denilen, bebeğin hiç sindiremeyeceği bir madde bulunur. Neden? Çünkü bu madde bebeği değil, bebeğin bağırsak bakterilerini beslemek içindir. Anne sütünün içinde bulunanlarla bebeğin bağırsaklarında bulunanlar arasında bir ortak yaşam vardır. Bu da bebeğin zamanla sağlıklı bir sindirim sistemi geliştirmesine hizmet eder. Bütün bunlar gösterir ki, yaratılan her şey, geçmiş ve geleceği bilen, sonsuz ilim ve rahmet sahibi bir Zât’ın eseridir.
Bebek hastalandığında anne sütünün içeriği değişir. Anne farkında bile değildir. Ama bebek tükürüğünün tahlili yapılır. Gereken ilacın üretim işlemleri gerçekleşir. Hasta bebek anneden süt emerken şifa için gerekenlerin süratle yapılması hayret uyandırır.
Bebeğin sağlıklı gelişmesi ve hastalıkla savaşması için lüzumlu olan vitamin ve antikorlar vardır. Bunların üretilip sütün içine eklenme süreci hayranlık vericidir. Ana sütü ile beslenen bebeklerde kulak iltihabı, soğuk algınlığı gibi rahatsızlıklar ve mikrobik hastalıklar daha az görülür. Emzirmek, aynı zamanda anneyi de korur. Emziren annelerde meme ve rahim kanserlerine, emzirmeyenlere kıyasla daha az rastlanır.
Günümüz teknolojisi ile hazırlanan bebek mamaları bu mucizevi besinin yerini tutmuyor. Bebeğin hayatı için çok kıymetli olan sütün bileşimi ve terkibindeki değişimin zamanlaması, özel oluşu, tek kelimeyle “harikulade”.
Çok ilgi çekici bir başka husus ise, sütün sadece demir bakımından fakir olması ve bebeğe yetecek seviyede olmayışı. Ancak bebek daha ana rahminde iken karaciğerinde 6 aylık demir depolanmıştır. Dünyaya geldiğinde o depodan harcar. Bu fevkalade organizasyondaki işleyişin her safhası büyüleyici mükemmelliktedir.
Bilim insanlarının araştırmaları ilerledikçe, insan mucizesindeki şaşırtıcı sırlar daha net görünüyor. Bu hayranlık veren organizasyonda görünen sanat, ilim ve rahmetin sonsuzluğu daha iyi anlaşılıyor.
***
Her Şey, Her Şeyle Bağlantılı
Bir şey her şeyle ve her şey her şeyle öylesine irtibatlı ki.
60 milyon spermden birinin anne namzedindeki 200.000 yumurtadan biri ile buluşması bir mucizedir. Gelişmenin her safhasındaki ışıltılarda iç içe sayısız harikuladelikler görülür.
Gönderilen ana sütü bu mucizelerden sadece biri.
Bebeğin doğum öncesi gelişme sürecinin her safhası büyüleyici mükemmelliktedir. Bebek rahimdeki plasenta içinde beslenir, korunur, harikulade bir ihtimamla bakılır.
Hamilelik sürecinde rahimde gelişen bir doku olan plasenta mucizevi bir organdır. Vücudun varlığı süresinde kalıcı olmayan tek organ bu.
Neler olduğunun farkında bile olmayan anne ile güçsüz bebek adayı arasında, plasenta kritik bir tampon vazifesini görür. Olur da annenin kanı bebek namzetinin kanına karışırsa bağışıklık sistemi onu dışarıdan bir işgalci sanıp saldırır diye.
Hücrelerin anne rahmindeki çoğalma hızına dair yazılım da düşündürücüdür:
“Anne rahmindeki embriyo hücrelerinin ilk aydaki çoğalma hızı aynı tempoyla 8 ay daha devam etseydi, doğumda bebeğin ağırlığı yaklaşık 1.5 ton olurdu,” diyor bilim insanları.
Süt sadece insan yavrusuna gönderilmekle kalmaz. Her saat karalarda ve denizlerde yaşayan, ana sütü ile beslenen sayısız yavruların imdadına milyonlarca ton süt, ana şefkatinin eşliğinde gönderilir.
Bir yavru balina 18-20 ay boyunca ana sütü ile beslenir. Yalnızca tek bir yavru balinanın beslenmesindeki günlük süt miktarı yarım ton civarındadır.
Doğumdan önce üretilmeyen süt, tam ihtiyaç vaktinde ve ihtiyaç miktarınca akmaya başlar. Işık güneşi gösterdiği gibi, canlıların bilmediği, ummadığı ve ellerinin yetişmediği yerden şifalı sütün gönderilişi sonsuz rahmet sahibi bir Rahman’ı gösterir. Güçsüz yavruları bile ihmal etmeden her yeri büyük bir şefkatle kuşatan sonsuz rahmet sahibi bir Rahman’ımız var.
Sürecin her safhasına şaşmamak, hayret edip hayran kalmamak mümkün değil.
Sayısız mucizeleri gözler önüne seren kâinatın yaratıcısı, Kur’an kâinatında mealen şöyle diyor:
“Hayır, sen şaşıyorsun, Halbuki onlar alay ediyorlar, Öğüt almazlar, mucize görseler alay ederler…” (37/12-14)
Görülenler ve bilinenler, gösteriyor ki, ana sütü rastgele gelmiyor, mucizevi tarzda gönderiliyor. Ana sütünü her bebek için özel ürettiren, antikor, vitamin, mineral, hormonlar ve bebeğin ihtiyacına göre her şeyi programlayandır. Ana rahminde bebeği dilediği gibi şekillendirendir.
İskelet ve kas oluşumu için gerekli hareketliliği rahim içinde sağlayandır. Karanlıklar içinde aydınlıklar var edendir. Bebeğin rahimdeki gelişim sürecinde, incelikle besleyen ve zarar görmesini engelleyen, manyetik kalkanla, atmosferle ve sayısız dengelerle arz küresindeki canlıları koruyandır.
Her şeyi hassas incelikli dengelerle yaratandır. Bizi bu dünyada aziz bir memur ve misafir eyleyendir. Bebeğin de, annenin de ihtiyaçlarının tam zamanında gönderilmesini mucizevi tarzda programlayan O’nun ilmidir. Özümüzü, sözümüzü, niyetimizi, dileğimizi ve her ânımızı en iyi bilen O’dur.
Bebeğe emme refleksi veren, anne göğsüne sütü ve şefkati beraber gönderen O’nun rahmetidir. Sonsuz ilmiyle bebek tükürüğüne bilgiler yükleten, bu tükürükteki bilgileri emme esnasında anne beynine ulaştıran sistemi var eden, bebeğin ihtiyacı olan enzimleri ve bebeğe özel şifalı sütü ürettiren O’nun kudretidir.
Bir gül goncası gibi yarattığı evrende, iç içe sayısız güzelliklerle lütuflarını sergileyen O’nun keremidir, hikmetidir. Nihayetsiz inceliklerle hayatı güzelleştiren O’nun cemalidir ve ihsanıdır, lütfudur.
Yıldız çiçeği de, yıldız böceği de, yıldızlar da, bebekler de hep O’nun rabbani birer mektubu, samedani birer kelimesidir.
Böylesine bir ihtimamla, ana rahminin karanlıklarında bile bizi koruyup gözeten, her halimizden haberdar olan O’dur.
***
Allah Sesimiz Duymaz mı?
Her şeyden haberdar olan Allah, sesimizi duymaz mı?
Acz ve fakrımızı hissederek imdat dilekçemizi O’na sunduğumuzda cevap vermez mi? Tereddüt içinde bocalayanlara doğru yollarını göstermez mi?
İhtiyaçları için yardım isteyenlerin, ağır belalara düşenlerin imdadına yetişmez mi?
Azaptan ve felaketlerden kurtulmak isteyenleri korumaz mı?
Dilersek ve dilerse, nâdim günahkârları bağışlamaz mı?
Korkulu hallere düşenlerin korkusunu giderip onları emniyet ve güven içine almaz mı? Acizlere ve düşkünlere merhamet etmez mi?
Yalnızlık ve kimsesizlik dehşetine düşenlerin üzüntüsünü gidermez mi?
Bebeğe emme refleksini veren, ana sütünü mucizevi tarzda gönderen darda ve zorda kalanların dualarına cevap verip dilediğine yardım göndermez mi?..
***
Velhasıl;
Ana sütü, doğumla birlikte gönderilir. Tohumlar çatlayacağı, bitkiler canlanacağı zamanda bereketli nisan yağmurları indirilir.
Sancılı sorular ve ciddi hakikat arayışı içinde olanlara ana sütü gibi, nisan yağmuru gibi cevaplar buldurulur.
Doğum günü önemlidir. Ancak, niçin doğduğumuzu anladığımız, hayatın gayesini kavradığımız gün, hayatımızın en önemli günüdür.
Bir yanıt bırakın
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.