Duygularımızı Anlamak

Duygularımızı tanımak ve anlamak; “farkında olma” yolculuğundaki önemli adımlar. Yaratılışta israf olmadığı gibi, bize verilen duygularda da israf yok. İçimizde köpüren duygular bastırılsın veya hapsedilsin diye değil, anlaşılsın diye verilmiş.

Korku;
hayatı korumak için verilmiş. Hayatı azaba çevirmek için değil.
İnat;
hakta sebat için verilmiş. Yanlışta ısrar için değil.
Öfke; 
değerlerimizi ve sınırlarımızı korumakta dirençli olalım diye verilmiş. Kendimizi kaybedip, ne yaptığımızı bilmeyelim diye değil.
Endişe, kaygı;
uyanık olmak, dikkatli adım atmak için verilmiş. Felaket tellallığı yapalım diye değil.  Umutsuzluğun pençesinde yağmalanalım diye değil.

Sıkıntılar, gelip geçici mutsuzluklar;
düşünmemiz ve arayışa, keşfetmeye sevk etmek için, ders çıkarmak ve bir kalbimiz olduğunu hatırlatmak için verilmiş. Bastırmak, ötelemek için değil.
Hüzün;
iç dünyamızda derinleşmek, adeta çeliğe su vermek için verilmiş.
Kendimizi kurban hissedelim, hayata küselim, mutsuzluk girdabına sürüklenelim diye, hiç değil.
Hüzünle gelen bazı hakikatler, gözyaşı dökmeden anlayamayacağımız meseleler…
***

Duygularımız bazen hizmet eder, bazen esir alır.
Korku, endişe, sıkıntı, hüzün, geçici mutsuzluk gibi duygulara sahip olmak değerlidir.
Hayatın iniş çıkışlarında, bizi arayışa, keşfetmeye, farkında olmaya sevk ediyorsa şayet. Bu duygular, bizim için gelişme kapasitesi barındırır ve önemlidir.
Öfke duygusuna sahip olmanın nimet, öfkenin bize sahip olmasının neticesi ise, zillet olması gibi bir şey bu. Öfke duygusu yaratılışımızda var. Sorun, kontrolü kaybedip yumruk sallamak. Öfkeyi azme dönüştürmektir maharet.
Duyguların yanı sıra dikkati yöneten, bilgiyi elekten geçiren bir beynimiz var. Vicdanımız ve sezgilerimiz var. Şayet duygularımızın esiri olmaz ve “kronik mutsuzluk” batağına sürüklenmezsek, olanları hakkaniyetle ve doğru yorumlarsak, işte o zaman açılır kozamızın kabuğu. Aydınlık bir dünyaya, özgürlüğe doğru kanatlanırız..Hayat amacımızı fark eder veya hatırlarız.

“Duygular birer vahşi at, akıl ve kalp ise seyis. At ahıra da götürür, ahere de,” demişler.
Atı hapsetmek değil, terbiye etmek, gemi azıya almasına fırsat vermeden yönetmek, maharet.
Başarılı insanlar duyguları iyi yönetme maharetine sahip olanlardır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın