İncecik yerkabuğu üzerinde;
gülerken, koşarken, hayaller kurarken,
magmanın yakıcılığına ne kadar da yakınız.
Bu yakınlıktan ne kadar da uzakta,
duygu ve düşüncelerimiz
Merakla dolaştığımız bir yeryüzü var. Ormanlarında tertemiz havayı akciğerlerimize doldurduğumuz. Kumsallarında keyifle yürüdüğümüz. Antika sanatların yer aldığı bir sanat galerisini hayranlıkla seyreder gibi gezdiğimiz… Cennet gibi.
Gökyüzündeki büyüleyici güzelliklere bakarken, yerkabuğu ayaklarımızın altında. Yerkabuğu altında ise fokur fokur kaynayan magma tabakası… Cehennem gibi.
Öyle bir Dünya’dayız ki; cennet ve cehennemin numuneleri birbirine ne kadar da yakın… Bu yakınlığın farkında olmaktan, ne kadar da uzağız.
Birkaç dakikalığına düşünelim, dilerseniz. Yoksa, yerküremizde yer körü olmak da var, Bakar kör olup, yerin altını düşünmeden dolaşanlardan olmak da…
***
Yer kabuğu, yerkürenin en dış kısmında bulunuyor. Taş küre veya litosfer deniliyor. İncecik bir elma kabuğunun, elmaya nispeti ne ise, yerkabuğunun yerküreye nispeti odur. Gülüyor, koşuyor, hayaller kuruyoruz bu incecik yerkabuğu üzerinde.
***
Yerkabuğunun inceliği, Dünya’nın 12.742 km. olan çapı ile oranlandığında daha iyi anlaşılıyor. Karalarda daha kalın (35-40 km), Tibet platosunda 70 km, deniz ve okyanus tabanlarında ise (8-12 km) olan litosferin ortalama kalınlığı 33 km.
***
Yerin altına doğru inildikçe, her 33 metrede bir, sıcaklık bir derece artıyor. Yer kabuğunun altında ise ortalama sıcaklık 1000 dereceyi aşıyor. Madenler bu ergime derecesinde eriyik halde bulunuyor.
***
Yanardağlar ile, Dünya teneffüs ediyor. Böylece yerkabuğunun altında biriken basıncın verebileceği muhtemel felaketlerden Dünya’mız korunuyor. Günümüzde hala aktif olan çok sayıda yanardağ bulunuyor.
Yanardağların, yeryüzündeki hayata sağladığı faydalar, zararından çok daha fazla. Lavlar zamanla, mineral bakımından zengin ve bereketli topraklara dönüşüyor. Basınç ve sıcaklıkla elmasa dönüşen karbonlar lavlarla yeryüzüne çıkartılıyor. Magmadaki değerli cevherler, yanardağlardan fışkıran lavlarla yeryüzüne gönderiliyor.
Elmas da, kömür de karbondan yapılmış. Sadece atomların dizilişi farklı. Elmas ruhlu ve kömür ruhlu insanların ikisi de insan….
***
Yerküresinin merkezinde katı metal, üzerinde eriyik halde metal ve onun üzerinde yerkabuğu mevcut.. Yerkabuğu taş gibi katı, sert veya sıvı halde bırakılmamış. Orta bir vaziyette bırakılmış ki, hem mesken, hem mezra olabilsin. Çok önemli ve değerli bu iki fayda, elbette bir maksat, bir maslahat için.
Kâinattaki hadsiz varlıklarda görüldüğü gibi, yerkabuğunda görülen bu nizam ve intizamlı vaziyet, hiç kör tesadüfe dayandırılabilir mi?
Bir köy muhtarsız, bir iğne ustasız, bir bina ustasız olamazken, nihayet derecede muntazam ve muazzam şu Dünya’nın ve kainatın Hâkimsiz olması, hiç mümkün mü?
***
Yerkabuğundaki madenler, fosil yakıtlar, elmaslar, altınlar ayaklarımızın altına serilmiş. Yerkabuğu üzerindeki, sayısız mucizevi güzellikler de, boş yere yaratılmamış. Asılları Cennette bulunan nimetlerin numunelerini, Dünya’da keremiyle lütfeden, Alemlerin Rabbi buyuruyor:
“ Onlar ayaktayken,, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışı üzerine düşünürler. Ve Rabbimiz Sen bunu boş yere yaratmadın, Sen yücesin, bizi ateşin azabından koru” derler.” ( Al-i İmran 3/ 191)
En’am suresi 50. ayette de, mealen şöyle buyuruluyor:
“…De ki: Kör olanla gören bir olur mu? Yine de düşünmeyecek misiniz?”
Şimdi uzun uzun düşünelim… Bakan değil de, gören olarak. Emir, büyüklüğü hiçbir şeyle kıyaslanamayandan… Yaratan’dan ve Yaşatan’dan.
Bir yanıt bırakın
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.