Sarayda da, zindanda da, hayata bakışı olumlu ve tutarlı insanlar vardır.
Davranışlarını değerlediğimizde, fark ederiz. Hayat başarısındaki, kabul görme şekilleri dış kaynaklı değildir. Değerleri ve prensipleri vardır. Kişilikleri ve ilişkileri dengeli olduğu ölçüde sürdürülebilir mutluluğu yaşarlar.Öncelikleri; başarı, para, statü ve mevki olmadığından, hayatın iniş çıkışlarında sendeleseler de savrulmazlar.
***
Hayat envanterindeki gerçek manada değerli olan varlık kalemlerinin şuurundadırlar. Önem vermeye değer önceliklerin farkındadırlar. Önemsizleri eleme başarısını gösterirler.
Pire için yorgan yakan pek çok insan, hayat envanterinde yer alan önceliklerin farkında değildir.
Envanter; bir işletmenin; para, değerli evrak, taşınır ve taşınmaz mal varlıkları, alacak ve borçlarıyla ilgili bütün ayrıntıları gösterme işlemidir. İşletme envanterine gereken önemi veren birçok insan, hayat envanterini göz ardı eder. Hayat başarısına sahip olanlar, hayat envanterinin şuurunda olanlardır. Önceliklerinin farkındadırlar.
Her birimiz, kendi hayat envanterimizi hazırlayabiliriz. Bizim için en önemli şeyleri yazmakla işe başlarız.. Liste, önem derecesi azalan kalemlerle devam eder. Birçok kalemin yer aldığı, alt kalemlerle birlikte sayfalara sığmayacak bir liste uzar gider.
Bir gün, karşılaştığımız tatsız bir olay veya kayıp için üzülebilir, öfkelenebiliriz. Fakat bu kaybın, hayat envanterindeki yerini düşündüğümüzde ve belki de 99. sırada yer aldığını fark edince, öfkemiz bize hâkim olmaz. Duygu ve davranışımızdaki denge kaybolmaz. İç huzurumuz sarsılmaz.
Öncelikleri olmayan biri, aracının tamponu zarar gördüğünde, felç olabilir. Arabası pert olan başka biri ise, sağ kurtulduğu için şükredebilir.. Hayat envanterinin farkında olmak, olgun bir bakış açısı kazandırır.
***
Dünyayı bulduğundan daha güzel hale getiren, gönüllerde iz bırakan insanlar, karakterini sağlam değerlerle inşa gayretinden asla vazgeçmezler. Okul, iş, aile başarısından çok daha önemli olan, hayat başarısına taliptirler. Her yer ve her olay onlar için bir öğrenme fırsatıdır.
Milattan önce yaşamış olan Sokrates ne güzel demiş:
“ Akıllı insanlar herkesten ve herşeyden öğrenirler. Sıradan insanlar, sadece kendi tecrübelerinden ders çıkarırlar. Cahiller ise, her şeyi bilirler.”
***
Bizi mutlu eden, yaşam standartlarımızın yükselmesi değildir.
Hayatı nasıl anlamlandırdığımızdır. Sağlıklı değerler çerçevesinde olayları nasıl görüp, yorumladığımızdır.
Dış kaynaklı kabul görme şekilleri ve hazların peşinde koşmakla, sürdürülebilir mutluluğu yaşamak mümkün değil. Deniz suyunu içerek susuzluğumuzu gidermek hiç mümkün mü?
Unutmayalım ki; dış faktörlerin %10’u, iç faktörlerin %90’ı mutluluğu etkiliyor.
Hayat şartlarının, mutlulukla olan ilişkisi ise, sanıldığından çok daha az.
Batıda 1946- 1996 yılları arasında yapılan uzun süreli bir akademik çalışmada ortaya çıkan gerçek düşündürücü;
“Gelir 3 kat artmış, ancak mutluluk ölçümlerinde yüzde 40 azalma görülmüş.”
Bu da gösteriyor ki; daha fazlasına sahip olmak, daha mutlu olacağımız anlamına gelmiyor. Anlamsız bir hayatta ne kadar konforlu olursa olsun doyuma ulaşıp huzur duymak imkansızdır. Zorluklar içerisinde geçse bile, anlamlı bir hayatın tatmin edici olması mümkündür.
Mutluluk; kendini tanımakla, burnunun ucundakilerin değerini bilmekle gerçekleşen, içimizde kök salan bir yolculuk “İnsanın burnunun ucundakini görmesi sürekli mücadele gerektirir” diyor, G. Orwell. Bu farkındalık; dikkat, seçici bir gayret, neyin önemli olduğunu bilmeyi, nesnelerin ve duyguların ardı sıra şuursuzca koşmaktan uzak durmayı gerektirir..
***
Yakın zamanda İngiliz medyasında yer alan bir araştırma, ilgi çekici ve düşündürücüydü;
İngiltere’de intihar edenlerin son birkaç günlük sosyal medya hesapları incelenmiş.
Ortak taraflarının; şatafatlı restoranlar veya eğlence yerlerindeki, gülücük dağıtan fotoğraflar olması dikkat çekmiş…
Maalesef insanı hayata bağlayan değerler ve prensipler zayıf olduğu ölçüde, mutsuzluk girdabına sürüklüyor. Hayattan da koparıyor.
“Hayatında hiç çiçek koklamamış. Yıldız görmemiş. Hiç kimseyi sevmemiş…” uzaylıların yaşadığı bir dünyadayız. “Bir hayat vardı, ama içinde ben yoktum” diyen ve girdaba kapılan insanların var olduğu.bir dünya. Mevsimlerin, mehtabın, gülümseyen gülün, sessiz güzelliklerin farkına varamadan hayattan kopan nice insanın bulunduğu bir dünya bu.
***
Yaşadığımız şu dünyada sağlam değerlere dayalı bir karakterimiz ve iç huzurumuz varsa, hüzün veren bir olay,bizi karamsarlık ve ümitsizliğe düşüremez. Dünyamızı zindan edemez. Bolluk içerisinde aç, karanlıklar içinde kör edemez. Enerjimizi emip, bizi manen felç edemez.
Bilakis, geleceğe daha sağlam adımlar atmamıza yardımcı olacak dersler verir.
Kısacası; paradigmamız, kabul görme algımız, yorumlarımız ve davranışlarımızla şekillenen karakterimiz, mutluluk veya mutsuzluğumuzun temeli. Sürdürülebilir mutluluk, iç dünyamızdaki ahenge bağlı.
Sınırsız güzelliği görmezsek eğer
Her nimette, bin ümidi bilmezsek eğer
“Can varsa ümit vardır”, demezsek eğer
Bin eyer vursalar, değer mi değer…
mısralarındaki gibi, milyonlarca güzelliklere, lütuflara gözlerimizi yumup, gelip geçici onlarca sıkıntıyı abartıp, köpürtüp, kahır ve kederi kendimize yaşatmak nankörlük değil de nedir?
Bir nevi körlük olan nankörlükle birlikte gelen mutsuzluk anaforu, bu zaafın neticesi değil de nedir?
***
Sıkıntılarda, sıkıntıyı gönderenin ne maksatla gönderdiğini düşünmek, anlamak, ders çıkarmak,
Yavuz Sultan Selim gibi;
“Gamına gamlanıp olma mahzun… !
Demine demlenip, olma mağrur…!
Ne dem baki, ne gam baki, Ya Hû”
deyip, geçici olana kafayı takmamaktır hüner…
“Tevekkül ile bela yüzünde gül, tâ o da gülsün. O güldükçe küçülür, eder tebeddül” anlayışıyla
gülümsemektir, maharet.
Kaygı, kahır, sıkıntı virüsleri musallat olduğunda üzülmenin, yarının sıkıntısını azaltmayacağı, sadece bugünün gücünü israf edeceği idrakinde olmak ve omurgalı durmaktır, meziyet.
Hayat üstüne üstüne geldiğinde; “- Bir abam var atarım, nerde olsa yatarım. Yap bi kahve” diyebilecek rahatlıkla, akrebin kıskacına aldırış etmemektir, adamlık.
”Tevekkül ve sabır” isimli antivirüs programını çalıştırabilmektir ustalık…
Çok güzel bir yazı olmuş yüreğinize sağlık