Dünyanın binbir türlü işinin inceliklerinin farkında olduğumuz halde, burnumuzun bile farkında değiliz. çoğu zaman…
Bir can dostum, yaşadığı burun ameliyatı ile ilgili ibretli bir anısını paylaşmıştı: Ameliyat sonrası burnuma tampon konuldu. Ameliyat sahasına kan pıhtısı birikerek burnun şişmesi riskine karşı bu tedbir alınıyor. İki günlük tampon uygulamasında çok sıkıntı çektim. Burundan nefes alamayınca ağızdan nefes aldım. Solunum ortamındaki hava filtre edilmeden, direkt olarak bademciklere ve boğaz duvarına çarpıyor. Boğazda yanma ve ağız kuruluğu sorunu sebebiyle doğru dürüst uyuyamıyordum. Yeterli oksijen alamamak…Uyku kalitesindeki düşüklük ve yorgunluk beni perişan etti. Burundan nefes almanın ne kadar büyük bir nimet olduğunu işte o zaman iyice anladım..
Nihayet doktor gelip tamponu çıkarınca hissettiğim mutluluk anlatamayacağım kadar büyüktü. Burundan nefes almak meğer ne kadar muhteşem bir şeymiş. Birkaç derin nefes sonrası gönlümün bütün içtenliğiyle şükrettim. O şükürdeki haz okadar büyüktü ki, çektiğim bütün sıkıntılara değerdi…
Sonsuz ihsanlara, mukabele edemeyeceğimizi bilerek mukabele edebiliriz ancak. Bütüne bakan bir niyet ve hadsiz bir itikad ile şükrederek.
***
Burun rahatsızlığı yaşamadıkça burnumuzun farkında bile değiliz çoğu zaman. Dünyanın bin bir türlü işinin inceliklerinin farkında olduğumuz halde, burnumuzdan habersiziz. Hatta çoğunlukla kendinden habersiz, bir ömür süreriz. Hep etrafta arar dururuz aradığımız bir şeyleri. Burnumuz üstünde unuttuğumuz ve çevrede aradığımız gözlüğümüzü arar gibi. Halbuki, harikulade ve faydalı öyle güzellikler var ki, yanıbaşımızda… Dikkatle bakınca görebileceğimiz yakınlıkta. Her gün aynaya baktığımızda, farkında olsak da, olmasak da.
***
Bavul büyüklüğündeki klimanın yaptığı işi, küçücük bir sahada burnumuz yapıyor. Nefesimizi ısıtıyor, nemlendiriyor, temizliyor.
Sürekli temiz ve yeni mukoza üretiyor. Bakterileri ve çeşitli zerreleri sinek kağıdı gibi tutuyor. Mikroskobik süpürge (silia) denilen çok ince tüycükler, süpürge gibi hiç durmadan çalışıyor. Mikroplar ve küçük partiküllerden vücudun temizlenmesini sağlıyor.
***
Otomatik olarak yiyecekleri kokluyor, iştihamızı açıyor veya bizi zehirlenmekten koruyor. Yemek kokusunu alınca tükürük bezleri çalışıyor, sindirim suları harekete geçiyor. Sesimize hoş ve derin bir ahenk katıyor. Lizozim denilen mikrop öldürücü sıvı ile enfeksiyondan koruyor.
50.000 kokuyu ayırt edebilme hassasiyetine sahip kapasitede yaratılmış. Bu sayede işitme ve görme engelli olanlar yalnız kokularından insanları, evleri, odaları tanıyabiliyor. Tabakhanede bulunan bir insan, sert ve kötü koku içinde bile, bir gülün kokusunu alabiliyor. Burnumuz ve koku alma sistemine dair sırlar, daha tam olarak anlaşılabilmiş değil. Kokuları, burnumuz gibi alabilecek olağanüstü hassasiyetteki bir cihazı günümüzün gelişmiş teknolojisi bırakın yapmayı, tasarlayamıyor bile. Burnumuz bütün bu işleri bir saniyeden daha kısa bir zaman içinde algılayıp ayırt edebiliyor. Farkında bile olmadığımız nice işler, burnumuza gördürülüyor.
***
Tat ve koku alma duygusu birbirinden ayrılmaz ikili gibi. Tat olarak algıladığımız şeylerin yüzde 80’i aslında kokudur. Burnumuzu kapatarak yemek yemeyi denediğimizde, bunu fark edebiliriz. Şayet burnumuzu iki yandan parmaklarımızla sıkarsak, yediğimiz bir dilimin çiğ patates mi, yoksa elma mı olduğunu söylemekte güçlük çekeriz.
Her bir meyvenin hoş bir kokusu var ve burnumuz var. Tadı var ve dilimiz var. Vitamini var ve midemiz var. Gönderilmesinde bir kasıt ve mana var, aklımız ve gönlümüz var. Madde ve mana sofralarından birlikte yararlanalım diye. Eksiksiz doyalım diye…
***
Alışkanlıklar perdesini aralayıp, hakikate burun kıvırmayan ve hakikatle burun buruna olduğunu fark eden her insan diyecektir ki;
“Allah’ım; her şeyi en uygun ve en faydalı tasarımla yaratan, Hakîm sensin. Her bir şeyi, sanat ve ilmiyle yokluktan varlığa çıkaran, Alîm sensin. Her türlü övgüye layık ve sahip olan Kadir ve şanı büyük ihsanı bol olan, Kerîm sensin…”
Bir yanıt bırakın
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.