Biz Öğreniyoruz, Yaprak Kullanıyor.

 “Kehkeşanlar bir yana, bir tek bitki yaprağı bile Allah’ı tanıtan bir şiirdir. “  Prof. Dr. M.Niyazi Eruslu

Bir tek yeşil yaprak bile,
geleceğe ümitle bakmak için yeter de artar.
Yeter de artar, fark edince.

Fotosentez, bir lise öğrencisinin ilk gördüğünde şok geçireceği kadar karmaşık konulardan biri, Fotosentezdeki girift işlemler anlaşıldığı oranda, hayranlık duyguları sarar içimizi. Öyle bir süreç ki fotosentez, şayet işlemeseydi; bitki, hayvan ve insanların hayatından söz edemezdik..

Bitkiler kökleri vasıtasıyla suyu topraktan alır, taşıma sisteminin bir parçası olan gövdesindeki odun boruları(ksilem) ile yapraklarına iletir ve ışığın yardımıyla fotosentezde kullanır.
Yüksek ağaçların en uç dallarına bile besin taşımakta rol oynayan, suyun benzersiz yüzey gerilim olayı da hayret ve heyecan uyandıran bir konudur. Bitkilerin içerisindeki su, yer çekimine aykırı bir şekilde yukarı doğru böylece çıkabilmektedir.

Yapraklar; ağacın sindirim organı, solunum organı ve dolaşım sisteminin en önemli unsurudur. Yaprakların son derece özel bir yapıya sahip olan gözenekleri, görevlerini en hassas şekilde yerine getirecek tarzda tasarlanmıştır. Gözeneklerin açılıp kapanabilecek bir yapısı vardır.. Gözenekler açıldığında yaprağın hücreleri arasında bulunan oksijen ve su buharı, fotosentez için gereken karbondioksit ile değiştirilir. Böylece üretim fazlalıkları dışarı atılırken, ihtiyaç duyulan maddeler değerlendirilmek üzere içeri alınmış olur. Gözenekler çoğunlukla yaprakların alt kısımlarında yer alır. Bu sayede yaprakların aşırı terlemesi sonucu bitkinin su kaybından zarar görmesi önlenir..Güneşin olumsuz etkisi en aza indirilir.

Kağıt gibi incecik bir yaprak, mükemmel bir fabrika gibi iş görmektedir: Yaprak içine sığdırılmış milyonlarca özel hücre aralarındaki kompleks ve yoğun trafiği kontrol edecek bir sistemle donatılmıştır. Yaprak, solunum ve terlemenin yanısıra güneş ışığını tutarak fotosentez yapar ve hücrelerin yararlanabileceği besine çevirir. Yapraktaki dokular; ışığı uygun oranda toplayacak, dış etkilere dayanabilecek, en az malzemeyle en fazla işlem yapabilecek tarzda tasarlanmıştır.
***
.
Fotosentez Mucizesi

İnce ve sanatlı bu yapraklar içinde, sayfalar dolusu formüllerle izah edilmeye çalışılan fotosentez mucizesi, dikkatle incelenmeye değer bir konudur.
Yeşil bir yaprakta yer alan, milimetrenin binde biri küçüklüğündeki kloroplast denilen organellerin yapısını inceleyip de hayret etmemek mümkün değil. Yaprakta gerçekleşen akıllara durgunluk veren hassas işlemlerin ustalıkla yapılışlarını kavradıkça, hayranlığımız kat kat artar.

Kimi, sadece yaprağa bakar, ondaki sanata hayran kalır Kimi, sanattan sanatkara, nakıştan manaya geçer. İlim adamlarının ancak laboratuvarda güçlükle yaptığı fotosentez işlemini, küçük bir yapraktaki küçücük kloroplastlar kolayca yapar. Biz öğrenmeye çalışıyoruz, onlar ise yapıyorlar. Demek ki, milyonlarca yıldır çalışan sistemdeki ilim ve teknoloji bizimkinden ileri.

O kadar küçük ki kloroplastlardan yüz binlercesi, yaprağın bir milimetrekaresinde bulunur. Kloroplastlar, güneş ışığını emecek şekilde yaratılmış. Görevlerini büyük bir süratle ve hatasız olarak milyonlarca yıldır yapmış ve şimdi de yapıyorlar.
Eskiden de akılsız ve cahildiler. Bugün de eğitim almış veya akıllanmış değiller.
Akıllı bilim insanları da görevini yapıyor, Akılsız bitkilerle ilgili yoğun araştırmalar yapıp hayranlık uyandıran fotosentezi anlamaya çalışıyorlar  Anlamamıza yardımcı oluyorlar.
***
“Fotosentez Mucizesi” isimli değerli kitabında, Süleyman Yusuf şunları anlatıyor:

“Bitkiler, Allah’ın, insanın faydasına sunduğu sınırsız bir hazinedir. Soluduğumuz tertemiz havanın, hayatta kalmak için ihtiyacımız olan besinlerin, kullandığımız enerjinin kaynağı bitkilerdir. Çarpıcı güzellikteki manzaraların, etkileyici kokuların ve göz alıcı renklerin kaynağı da yine bitkilerdir. Bitkiler, ışığı besine çeviren fotosentez sistemleridir. Hiç durmadan enerji ve oksijen üreten, doğayı temizleyen, ekolojik dengeyi sağlayan mekanizmaları var. Tat, koku, renk gibi sadece insana hitap eden estetik özellikleriyle kendilerini yaratan Allah’ın sonsuz ilmini, sanatını, insanlara karşı olan şefkat ve rahmetini gözler önüne seriyorlar “
***
En basit tanımıyla fotosentez; bitkilerin güneş ışığından faydalanarak, havadan karbondioksiti, kökleriyle suyu alıp, glikoz üretmeleridir. Üretilen glikozun büyük bir kısmı meyve, kök ve gövdeye aktarılır. Bir kısmı da ihtiyat akçesi olarak aşağıya taşınır. Kiler görevi yapan kök ve gövdenin parankim hücrelerinde depolanır. Çünkü ilkbaharda yaprakların ve çiçeklerin tekrar inşasında ihtiyat akçesi lüzumlu olacaktır.

Fotosentez işlemi, klorofil molekülünün ışığı emmesiyle başlar. Ancak, bunu gerçekleştirmek için uygun ışığın gelmesi gerekir. Uygun olmayan ışık işe yaramayacaktır. Basit bir örnek olarak televizyon gösterilebilir. Bir kanalın yayınını yakalayabilmek için televizyonun doğru frekansa ayarlanması gerekir. Bu durum fotosentez için de geçerlidir. Güneş’i istasyon vericisi olarak kabul edersek, klorofil molekülü de televizyona benzetilebilir.

Güneşten alınan ışık, yaprakların fotosentez yapacağı en uygun değil, tek uygun ışık aralığıdır.. Böylece muhteşem bir uyum gerçekleşir.
Güneşten alınan ışık, 10.000.000.000.000.000.000.000.000 ( on septilyon) farklı dalga boyuna sahip ışıktan sadece biri denilebilecek kadar küçücük, dar bir aralıktır. Görünür ışık dediğimiz bu dar aralıktaki ışık fotosentez işleminin gerçekleşmesinde rol oynar. Görünür ışığın dalga boyu yaklaşık 400- 800 nanometre arasındadır.( nanometre= metrenin milyarda biri) Bu geniş ışık spektrumundaki ihtimallerden birinin gerçekleşmesi ile fotosentez işlemi başlar.
Şayet klorofil molekülü ve güneş ışığı arasında bu olağanüstü uygunluk olmasaydı fotosentez olmazdı. Buna bağlı olarak, bitkiler olamazdı. Bitkilerin olmadığı bir dünyada hayvanlar ve insanlar varlığını sürdürebilir miydi?

Yaprakların faydalandığı ışık, fotosentez için özel olarak ayarlanmış. Anahtar kilit örneğindeki gibi bu incelikli ayarlamayı görmek, bir tercihte bulunarak ayarlayanı akla gösterir. Bu hassas tasarımı yapan; hükmü hem yaprağa, hem Dünyaya, hem Güneşe, hem evrene geçendir. Sonsuz ilim, kudret, rahmet ve lütuf sahibidir. Yaprağı da Güneşi de, her ânımızı da, her halimizi de görendir, bilendir. Gücü her şeye yetendir.
***
Küçük bir yaprakta gerçekleştirilen büyük işlemler, reaksiyonlar ve formülleri merak edenleri,fotosentez ile ilgili kitaplara havale ediyoruz.
Akıllı insanların bile tam manasıyla çözemediği ve üretmeye ekonomik olarak güç getiremediği, fotosentez konusundaki çalışmalar artarak devam ediyor. Böylece bu intizamlı işleri ve yapıyı cahil bitkilerin kurabilmesindeki imkânsızlık daha iyi anlaşılıyor Bir yaprağı yaratanın; mevsimleri ve kâinatı yaratandan başkası olamayacağı idrak ediliyor. Çünkü; her bir yaprak, şu kâinat tezgahında dokunuyor. Tezgah kimin ise, ürünler de onundur. Her bir şey ve herşey Allah’ın mülküdür.
***

Başarılı Ortaklık…

Işık, su molekülü, karbondioksit ve klorofilin fotosentezdeki ortak çalışmada payı var.
İnsanların kurduğu ortaklıkların başarısı için kurucu ortakların her birinin kendini ve diğerlerini iyi tanıması gerekir. Müzakereler yapılır, amaç belirlenir, kararlar alınır, sözleşme yazılır, Plan, uygulama, kontrol ve önlemlerle hedeflere ulaşma gayretine girilir. Doğru değerler ışığında uyum devam ettiği ,“biz”in yerini “ben” almadığı, yargılama ve yıkıcı tenkitten uzak durulduğu müddetçe, küçük işler büyür, gelişir. Zoru kolay kılmak mümkün olur.
Ahenk ve ışık kaybolunca büyük işler küçülür, işletme çürür.
Fotosentezdeki ortakların hiçbiri ne kendini, ne diğer ortakları tanır. Ortakların hepsi de akılsızdır. Ortaklık yapısının işleyişi ve netice ise muhteşemdir. Dallarda açan çiçekler, sarkan meyveler bu ihtişamlı ahengin neticesidir.

Akılsız bileşenlerden ortaya çıkan, akıllara durgunluk veren mükemmel neticeler gösteriyor ki; ilim ve iradesi her şeyi kuşatan Allah’ın kanunu ve emri ile bu ortak çalışma gerçekleşiyor. Atomlar, moleküller, iyonlar kendi kendilerine değil, bir bilenin emriyle işliyorlar. Cahil varlıkların böylesine büyüleyici işler ortaya koyması gösterir ki; her bir yaprak, hatta her bir atom Allah’ın kanun ve emirlerine itaatkar birer memurdur.
Fotosentezdeki aciz ortaklar ile mükemmel neticeler arasında, ilahi isimler yıldızlar gibi parlar.
***

Kim Başarı İsterse…

Kim başarı isterse; bunun yolu Allah’ın kâinata koyduğu kanunları iyice anlamak ve onlara uygun davranmaktır. Yaratılıştaki ilkelerle uyum içinde hareket etmektir. Bağını koparmadan ve sürekli onlarla etkileşim halinde ve birlikte yürümektir.
Aksi takdirde yaratılıştaki genel düzen, kâinatta işleyen kanunlar, insanı başarısız kılacak ve red cevabı verecektir. Kâinattaki genel akış; aykırı harekette bulunanları cezalandırır. Hiçlik ve yokluk âlemine atar, hezimete uğratır. İnsanlık ilahi kanunlara ne derece uyum gösterir, onlarla bağını koparmaz, irtibatta bulunursa dengesini o derecede korur. Başarı ve mutluluk bu denge ile mümkün olur.
***

Fotosentez Ve Mutluluk

Fotosentez, bir yönüyle de, mutluluğu hatıra getirir. Zıtların toplanma yeri olan şu dünyada, karbondioksit gibi boğucu durumlar da, su gibi ferahlatıcı unsurlar da var. Hayatı güzelleştiren ve anlamlı hale getiren değerler ışığında, dengeli yaşanan işbirliği, hayatı şeker gibi tatlılaştırır.
Hangi şartlar altında olursa olsun, doğru değerlerle sentezi yapılan bir hayatın yan ürünü, mutluluktur. Ferahlık veren bu yolculuğa oksijen gibi ihtiyacımız var.
Güneşli dünyalarında, karbondioksit ile suyu bir ölçü ile birleştirip, glikoz üreten ve fotosentezin yan ürünü olarak oksijen dağıtan yapraklar gibi. “Tek ve hür, kardeşçesine”
***
Bir bilim insanı ne güzel demiş: “Bilim, Allah’ın yarattığı şeyleri ve kudretinin eserlerini incelemekten başka bir şey yapmaz.”
Yeşil bitkilere, fotosentez işlemini gerçekleştirme özelliği veren Allah, yeryüzündeki canlıların hayatlarındaki akışı da kerem ve lütfuyla kuşatıyor.
Bir yaprağa, sadece bir yaprağa dikkatle bakıp düşünmek…
Dünyanın akciğerleri olan bitkilerle gerçekleşen mucizeleri fark etmek…
Yaratıcımızın kullarından rahmetini, lütfunu, hiçbir zaman esirgemediğini hissetmek…
Ümidimizi hep taze ve canlı tutmamızı sağlar.
Her bir şeyi ve her şeyi hikmetle yaratan, kâinatın hâkimini tanımak, O’nun memuru olmak ne büyük şeref. Misafiri olmak ne büyük bir saadet.
En büyük mutluluğu bu şuur yaşatır.

Her bir yeşil yaprak, ümidimizi taze ve canlı tutmamızı fısıldar. Bu sesin yankısını yüreğinde hisseden, er geç her şeyin yoluna gireceğine inanarak dua eder. Her şeyin hayırlı olması ümidi ve inancıyla mücadele eder. Bir gün acı tatlı her şeyin solacağını, biteceğini bilir. Başarılarda şımarmaz. Olumsuz şartlarda aktif sabırla sebat eder.

Bir tek yeşil yaprak bile, geleceğe ümitle bakmak için yeter de artar.
Yeter de artar, fark edince.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın