ELLERİNİZİ HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?

Bir parmağımızı hareket ettirdiğimizde şaşırtıcı olaylar cereyan ediyor. 


Elimiz altındaki kıymetlerin farkında değiliz, çoğu zaman. Değerini pek bilmeyiz. Peki ya, ellerimizin değerini biliyor muyuz? Ellerimize dikkatle bakıp, birkaç dakikalığına düşündük mü hiç? Dilerseniz birlikte düşünelim.

Bir organın önem derecesi, bu organın kullanılması için beyinde ona ayrılan sahanın büyüklüğüyle ölçülür. Ellerimiz, beyinde motor korteks denilen iki geniş sahaya sahip.. Bu küçüklükte; becerikli, yorulmaz ve gerekli bir makinaya rastlayamayız.
Bir mühendislik harikası olarak çok önemli işler yapıyor.
Bir kahve fincanının kulpundan tutup kaldırıyor. Bir balyozu kavrayıp, hızla kayaya indiriyor. Kalemi tutup yazıyor. Bıçağı tutup kesiyor. Gazete sayfalarını çeviriyor. Korunurken de, davranırken de ellerimizin önemli rolü var. Standart yapısıyla, çok hassasiyet veya çok güç gerektiren işler görüyor. İğne deliğinden ipliği geçirmek gibi incelikli işleri yaparken, ellerle birlikte kollar ve gözlerle uyum içinde hedefine ulaşıyor.

Bir parmağımızı hareket ettirdiğimizde şaşırtıcı, olağanüstü olaylar cereyan ediyor. Bu basit hareket için beyinden binlerce mesaj geliyor. Vücudun hiçbir mekanik parçasında, o kadar çok şey, bu kadar küçük hacıma, ellerimizde olduğu gibi sığdırılmış değil, .
Eldeki bütün parmaklar, fonksiyonlarına göre en uygun uzunlukta. Yerleri ve orantıları en mükemmel şekilde tasarlanmış.
Altın orandan ellerimiz de nasibini almış.
Sadece baş parmağımız olmasaydı hayatımızın bundan ne kadar etkileneceğini düşündük mü hiç?
***
Robot eller konusunda çalışanlar, bir yumurtayı kırmadan tutmak, piyano çalmak, bir çekiç tutmak gibi farklı işlerin birlikte yapılacağı bir tasarımın ne demek olduğunu çok iyi bilirler. Ellerdeki eşsiz tasarımın, daha fazla farkındadırlar.

Garip olan bir şey var. Bir robot elin kendi kendine oluştuğu söylenince, imkansız gören ve alay eden bazı insanların, kendi ellerinin rastgele, tesadüfen oluştuğunu söylemesi. Bu oldukça tuhaf olmuyor mu?
Robot el söz konusu olunca “yapılmış” deyip, insan eline gelince “oluşmuş”demek, çok garip değil mi?
Birçok insan dört veya altı parmaklı olmanın, biyomekanik yönden avantajsız olduğunu biliyor. Fakat beş parmaklı olmamızdaki rahmetin, mesajın, sanatın farkında bile değil.
***
Avuç içi, vücudun en zengin ter bezlerine sahip ve dünyada hiçbir insanın parmak izi, başka bir insanın parmak izinin aynı değil.
Ellerimizin farkında olmak için kopma, ezilme, yanma gibi üzücü bir hadisenin meydana gelmesi mi gerekiyor?
Lütfen, faydasız gündemleri bir kenara atıp, birkaç dakikalığına ellerimizi dikkatle seyredelim ve düşünelim.
Ömür sermayesi pek az, lüzumlu işler pek çok. Ömür, kıymetsiz şeylerde israf edilmeyecek kadar değerli.

Her şeyin, kendinden çok O muciznüma Zat’ı nasıl gösterdiğini idrak yeteneği insana verilmiş. Elektrokimyasal harikalar sergileyen elleri bize veren, O Zat-ı Zülcemal; bu değerli emanetin değerini bilenlerden olmamızı, yanlış işlere el uzatmamayı, helal kazancın huzuruyla bereketlenen nimetlerle, gönüllerimizin ve ellerimizin dolu olmasını istiyor. Haram işlerin çöpleriyle kirletmemeyi ve muhafaza etmemizi istiyor.

Çok şey mi istemiş?!

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın