Sorunlar Eksik Olmaz

“Kendi sorununu” çözmekle kalmayıp,
“sorunun kendisini” çözmektir ustalık.

                                                             
İçimizdeki sıkıntı duygusu, bazen tehlikeden korunmamız için gelen sinyallerdir. Dikkat gerekir. Üşenmeden, ertelemeden, vazgeçmeden anlamak ve çözüm üretmek gerekir. Yoksa işimiz zordur. Zor iş, zamanında yapılmayan kolay işlerin toplamıdır.

Taşınılan ağırlık aynı olsa bile, bir zaman sonra hissedilen ağırlık farklı olur. Hele hele söz konusu yük, omuzlarımızdaki sanal hayat yükü ise ezici ağırlık daha fazla hissedilir.

Sorunların yükünü uzun süreli taşımak, sinir sistemini tahrip eder. Duyguların kimyasal karşılıkları bulunduktan sonra anlaşıldı ki; uzun süren sıkıntılı dönemler, asidik karakterli kimyasalları kana pompalar ve sağlık sorunlarına yol açar.
***
Ömür yolculuğunda sorunlar bitmez. Bitmiyor; başarılar ve hayal kırıklıkları, sevinçler ve acılar. Rahmetli babam derdi ki: “Bu dünya bir merdiven, iniş de var, çıkış da.”

Yaşadığımız problemler ekg’deki inişli çıkışlı çizgiler, düz çizgiye varıncaya kadar devam edecek. Sorunlar hayatın değişmezi. Sorunlar eksik olmaz ve bunda da bir sorun yok. Meseleleri abartan ve abartmayanlar var sadece. Abartanlar genelde boş veya evhamlı insanlar. Hayata dair anlamlı ve odaklandığı bir gayesi olmadığı için pireyi deve yapanlar. Hayatı zorlaştıranlar.
Halbuki olgun insan; önemsiz şeylere kafayı takmadan gayesine doğru ilerler. Bundan mahrum biri, karar mercii ise, gelişmenin takozu olur.

Meseleleri görmezden gelmek değil, doğru tanımlayıp öncelikler sıralamasına göre çözme gayretini sebatla sürdürmek. Kuvvetine göre ve altında ezilmeyeceği seviyede yük almak. Yükünün azalmasından çok, sırtının güçlenmesine yoğunlaşmak.
“Kendi sorununu” çözmekle kalmayıp, “sorunun kendisini” çözmektir ustalık.

Çözüm bekleyen sorunların bir kısmı üst sınıfa geçiş imtihanıdır. Sorunu çözmek niyetiyle gayret gerekir. “Bu hep neden benim başıma geliyor” diyen, alması gereken dersi öğrenene kadar yakınmaya devam eder.
Geçer not almak için yeter şart; doğru haritaya uygun gayret, sabır ve inayet. Sorunlardan gereken dersi almazsak, ikmal imtihanları kaderimiz olur.

Akıllı ve dengeli, olumlu değerlere sahip insanların pek çoğu; başarısızlıklarda sarsılsa da savrulmamış. Düştüğünde kalkmış, yorulduğunda bırakmamış. Asla ümidini kaybetmemiş. Dünyaya ait işlerin geçiciliğinin, kırılmaya mahkum şişelerden farksız olduğunun idrakinde olmuş. Kazansa da, kaybetse de dengelerini korumuş, Doğruluk, merhamet, sabır, çalışkanlık, tevazu, saygı, sevgi gibi içindeki değerlerin rehberliğinde davranmış. altından kalkılması zor sorunlarla karşılaşınca çökmemiş, pes etmemiş. Problemin açtığı kapıdan  hakikati görmeye çalışmış. Aldıkları dersleri unutmamış.
Başarınca da kibre kapılmamışlar.
***
Bize rehberlik eden ilkelerin açıklıkla yer aldığı kur’an mealen buyuruyor ki:

Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin başına gelenlerin benzeri sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?…. ( 2/214)

Ayette, hepimizin başına gelebilecek zorluklara dikkat çekilmiş. Sadece iman ettik demekle imtihanımızın bitmeyeceği belirtilmiş.
Değişken şartlarda değişmeyen hakikat; her an farklı bir imtihanda olduğumuz.
Ömür bir sınav; kah alkışlanarak, kah taşlanarak, kah dışlanarak. Bu sınavdan korkmak anlamsız. Hazırlıklıysak ve sınanıyorsak korkmayalım. Ümit var demektir.

İmtihandaki en devasa dayanak noktası ise; Allah’ın kudretine istinat, rahmetine itimattan doğan sabır ve iç huzuru.

Birkaç sefer dürüst davranan bir adama itimat ediyoruz. Binlerce gün rızk veren, nefes alıp verdiren, sayısız nimetler lütfeden Allah’a itimat etmeyen, merhamete liyakatı kaybeder.
Sabır, sadece tahammül etmek, katlanmak değil.
Sabır; içe ve dışa doğru olmak üzere çift kutuplu direniş. Düşmana karşı alınan tedbir kalitesini artıran. İç dünyada dağılmayı, savrulmayı engelleyen, omurgalı bir duruşun adı.

Sabır nimeti artırır, şikayetçilik ise musibeti.
“Sabır kuvveti” bu saate kâfidir. Geçmiş ve geleceğe  dağıtılırsa, şikayetçilik başlar. Şekva; olaylar karşısında çaresizliğin itirafıdır ve bir iç problemdir. Üzerinde durulup çözülmediği müddetçe, bilgisayarın çalışma hızını ağırlaştıran, ekranın arka planında çalışmaya devam eden alt programların yaptığını yapar.
Bitirilmemiş işler bitirir.  Çözüme sarf edilmesi gereken enerji israf edilir. O zaman da yorar, yıpratır, ezer bizi hayat.

Ömür bu, sınanmalar var, kınanmalar var, sarsılmalar var, yaralamalar, yaralanmalar var.
Ancak yaraları saran, Yaratan da var.
Yüreğin “ah”ına asırlar öncesinden gelen ve ruhlarda yankılanan bir teselli var:
Allah var, gam yok. Yiğidi çökertmez kahır. Hakikat yolcusunun can yoldaşı, güzel bir sabır.
***
Düzgün bir daire çizmek istiyorsak, pergelin bir ayağını kaydırmadan merkezde tutmak zorundayız. Sağlam ve sağlıklı bir karakterin inşa yolculuğunda merkez, Allah’a imandır.
Güçlü bir ümidin, cesaretin, iradenin, sevginin, vicdanın, cömertliğin, iyiliğin, sabrın, faziletin, şükrün kaynağı hep o güçlü imandır. O imanın gücü ve Allah’ın rızasına uygun davranışlar nispetinde huzur hissedilir.
Değerler haritamızın hakikate uygunluğu ölçüsünde kendimizi iyi hisseder, onurlu ve mutlu yaşarız.
Daha iyi değerlerimiz olduğu takdirde, daha iyi sorunlarla uğraşırız. Daha huzurlu bir yolculuğumuz olur.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın