“Fırsatlar umutsuzların değil, mücadeleden korkmayanlarındır.”
– Goethe
Şevk ve ümit, hayatın enerji kaynağı… Yaşamayanın ümidi olmaz. Ümidi olmayana da yaşıyor denemez.
***
Afrika’daki bir safaride, rehber eşliğinde zürafa avına çıkan bir işadamı anlatmıştı:“Zürafaya nişan aldım, ateş ettim ve vurdum. Zürafa sendeledi, fakat yine de koşmaya devam etti. Tüfeği tekrar avıma doğrultup ateş etmek üzereyken, rehberimiz tüfeğin namlusunu tutup aşağı eğdi ve şunu söyledi:‘O öldü, haberi yok…’
Zavallı zürafa bir müddet daha koşmaya devam etti ve nihayet yığılıp kaldı.
***
Rehberin bu cümlesi, işte o an zihnimde yankılandı. Ümitsizlik kurşununu yiyince neler olmuyordu ki… Otuzunda ölüp altmışında gömülmeyi bekleyen nice insan ve daha ötesi, nice işletmede yaşananlar canlandı hafızamda.
Haberleri yoktu, gerçekten… Hareket halindeki cenazeler gibiydiler. Sonra, insanları canlandıranın ümit, öldürenin ise ümitsizlik olduğu. Ümitsiz ve olumsuz düşüncelerin işletmeleri nasıl bitirdiği… Bu düşüncelerle birlikte birçok hatıra, uzun müddet bir film şeridi gibi geçti hayalimden.
***
Ümitsizlik ile başarısızlık arasında sıkı bir irtibat var.Ümidini kaybettiği için başarısızlığa düşmek ve başarı elde edemediği için ümidini kaybetmek İnsanın enerjisini emip bitiren ürkütücü bir sarmal bu. Evet, yaşamayanın ümidi olmaz. Ümidi olmayana da yaşıyor denemez.
Ancak, hayalcilikten öteye geçmeyen bir ümit ile gerçekçi ümit çok farklı şeyler. Hayalin ümide ihtiyacı var, ümidin ise hakikate…
Çölde günlerce susuz kalmış, su bulmak ümidiyle yürüyen birinin gördüğü serap gibidir bazı ümitler…Aç tavuğun kendini buğday ambarında zannetmesi gibidir.
Arzu safhasındaki hayallerimize hakikat elbisesi giydiririz bazen. Gerçekleri görmeye başladığımızda ise hayal kırıklığı yaşarız.
ÜMİT, KUVVETİMDİR
“Hayat dardır, doğru.
Ama ümit de geniştir.”
Goethe
Hakikatli ümit ile gerçekleşen teşebbüsler ekseriyetle başarıya ulaşır. Ümit ve kararlılık
inanç dolu bir kalpte kök salınca, Allah’ın izniyle bütün beşeri engeller aşılır. Şayet ümit
olmasaydı ne uçaklar uçar, ne çiçekler açardı… Hezarfen Ahmet Çelebi’nin, Wright
Kardeşler’in ümidi, insanları gökyüzüne taşıdı.
Çiçekler Yaratıcımızın kullarına olan sevgisinin mührüdür. Her bir çiçek bizden henüz ümit
kesilmediğini, yaşama sevincini ruhumuza hissettirir.İnsanın bugünkü gücünün kaynağı,
geleceğe yönelik ümididir. Ancak ümidi olanın şevki, şevki olanın hedefi, hedefi olanın
planı, programı ve etkili gayreti olur. Ancak yüreği ümit dolu bir insanın gönlünde
geleceğe ait net bir fotoğraf, yani bir vizyon var olabilir. Vizyonu olanın, yüreğinde yatan bir
aslan vardır. Emaneti ehline teslim etmek için dikkat eder. Kabiliyetli insanı yükselten bir
sistem tesis eder. Sistemi saydamlaştırmak, insanları motive etmek gayretini taşır.
Farklılıklardan sinerji var eder. Etkili ve sürekli bir geribildirim ile hataları görüp düzeltmeye
yönelik bir kontrol mekanizmasını yapılandırır. Ümitsizlik ise, yaşama şevkini öldürür ve
yıpratır, ihtiyarlatır, çürütür. Atalarımız boş yere dememişler: “Ümit yok olunca koşan at
koşmaz olur.” Geleceğe dair ümidini kaybedenlere M. Akif şöyle seslenir:
“Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak.
Alçakça bir ölüm varsa, eminim budur ancak.”
Yaratıcısının rahmet ve hikmetine samimi ve gerçek manada güvenen bir insan en olumsuz
şartlarda bile ümitsiz olamaz. En iyiyi ümit ederek ve en kötüye hazırlanarak şevkle
rotasını belirler. Ümitsizliğe düşme yanlışına düşmez.
ÜMİT DOLU VE ÜMİTSİZ İŞLETMELER
Tırtılın “yolun sonu” dediği yerde,
usta “kelebek” dermiş.
Dün olduğu gibi bugün de iki çeşit işletme anlayışı belirgin olarak görünüyor. Bir kısım
başarılı işletme; ümitli, endişesiz, tehditleri göz ardı etmeden iş fırsatlarına odaklanan, esnek,
iyimser yapılarıyla gelişiyor, başarılı oluyor. Başarısız işletmelerde ise ümitsiz, sorunlara
odaklanmış, değişime kapalı ve kalıplaşmış, kötümser yapılarıyla gelişmelere intibak
edemiyor ve kepenk indiriyor. Halbuki hızla değişen bir dünyada, olduğumuz yerde
durmak bile en hızlı geriye gitme yolu. Her dönemde piyasa rüzgârlarında yelkenlerini iyi
ayarlamış işletmeler var. Bunlar katma değer üretebilenler. Piyasa ihtiyaçlarını doğru analiz
edip cevap verebilenler. Doğru hizmet ve kalite standartlarını uygulayabilenler.
Hedeflerine doğru ilerlemek konusunda yeryüzü standartlarına uygun rotalarıyla yol
alanlar. Milattan önce de bu böyleydi, kripto paraların ekonomide yer aldığı günümüzde de
böyle.
***
Ümit ve şevk dolu bir insan aktiftir, enerji doludur. Bedenini, duygularını ve beynini
sürekli güç ve enerji üretecek şekilde beslediği müddetçe gelişme yolunda adım atar.
Kötümser insanlarla mesafeli durduğu, canlı ve coşkulu insanlarla birlikte olduğu müddetçe
enerji dolu atmosferi devam eder. Piyasanın sıkıntılarından, güçlüklerinden, yani
rüzgârlardan şikâyet etmek yerine hedef ve rotasını düzgün belirleyip ümit ve şevkle yol alan
inançlı insanlar bilirler ki, “Güçlükle beraber bir kolaylık vardır. Muhakkak, güçlükle
beraber bir kolaylık vardır.” (İnşirah, 5-6)
Her gecenin sonu sabah, her kışın sonu bahardır. Çıkmadık candan ümit kesilmez, can varsa,
ümit vardır. Bilirler ki, ümit olmadan umulan şey elde edilmez.
Birçok şey, her şey bitti sanılırken yeniden başlar.
Bilirler ki, ümitsizlik aklı, kalbi, ruhu karmakarışık eder.
Ümitsizlik, her gelişmenin önündeki en büyük engeldir. Ruh sıkıntısının, akıl tutulmasının,
fikir karmaşasının, sefahatin kaynağıdır. Olumsuz düşünceler ve ümitsizlik, başarının katilidir
***
İş hayatı güzel hayallerle yola çıkan, gerçekçi, iyi niyetli insanların sayısız öykülerine şahittir.
Mutluluklar ümitle yoğrulur. Ümit dolu ve gayretli bir insan, yüzsuyu değil, alın teri
dökmek bahtiyarlığını yaşar. Başarılar da vardır, başarısızlıklar da. Her birinden alınacak
kazançlar veya dersler vardır. Başarısızlık öyküleri, en az başarı öyküleri kadar değerlidir.
***
Zaman içerisinde sahip olunan “tecrübi akıl”, yolumuzu aydınlatır. Doğru zamanda, doğru
yerde olan, hayallerine ulaştıracak riskleri ilim ve cesaretle kucaklayan, işini severek yapan.
öngörüsü iyi ve hesabı sağlam nasipliler gelişiyor.Az gelişmiş ülkelerde bu faktörlere
ihtiyaç duymayan bazı işletmeler de vardır. Dönemin rüzgârlarıyla parlayan saman alevleri, iş
hayatının ayrı bir gerçeği…
Sohbetimizin iskeletinde yer alan temel değerlerin daha iyi anlaşılması için bazı tecrübeleri
paylaşmanın faydalı olacağı kanaatindeyim. İşte, bütün öğretmenlerin en iyisi olan pratik
hayattan bazı kesitler. Yani tecrübeler…
KUL DARALMAYINCA HIZIR YETİŞMEZ…
“Umutsuz durumlar yoktur.
Sadece umutsuz insanlar vardır.”
Heinz Guderian
Tecrübeli bir elektrik mühendisi vardı. Avrupa’dan ithal edilen bazı şalterleri yerli olarak
imal etmek için geceli gündüzlü yoğun bir çalışma temposu içine girmişti. Ümidi, gayreti,
şevki vardı, ancak teknik bir probleme takılmıştı ve bir türlü çözüm getiremiyordu. Bu konuda
yardım alabileceği, tanıdığı tecrübeli herhangi bir özel sektör çalışanı ve akademisyen de o
zamanlar yoktu. Sonrasını kendisi anlatmıştı:“Önemli bir teknik problemle karşı
karşıyaydım. Çalışma masasının koltuğuna çaresizce ve yorgun, yığılmıştım. Umutsuzluk
değildi benimkisi, sadece yorgunluk…Elimi gayri ihtiyari arkamdaki kütüphane rafına
uzattım. Uzun seneler önce Avusturya’da çalıştığım firmanın verdiği bir broşür geldi elime. O
zamana kadar da hiç bakmadığım bir kitapçık.Rastgele bir sayfa çevirdim… Problemin
çözümü o sayfadaydı…
Kul daralmayınca Hızır yetişmez. Çaresizlik lisanıyla yapılan dualar makbuldür, derler
ya…”
***
Ülkemizin çok yüksek fiyatla ithal ettiği o şalterler, üretim gerçekleştikten sonra çok daha
uygun fiyatla ülkemizde satılır oldu. O üründeki ithalatın önü büyük ölçüde kesildi.
Zamanla ihracata başlandı. Büyük ölçekli ihracat potansiyeli yakalandı. Federal Elektrik
A.Ş. uluslararası arenada bilinen ve takdir edilen bir marka oldu. Güçlü bir ümitle işe sarılıp
iyi niyetle alınlar terleyince, kapalı kapıların nasıl açılıp olmazların nasıl olduğuna dair bunun
benzeri yaşanan sayısız öykü var. Karanlığın içinden geçip geceyi ardında bırakan
hayatların öyküsü…
BAŞARI=NİYET+GAYRET+EHLİYET+İNAYET
“Umutsuzlukta haklı çıkacağımıza,
umutta yanılalım.”
Amin Maalouf
Bir delikanlı tanıyorum. Kendi işini kurmaya niyet etmişti. Kendini, piyasayı, rakiplerini
tanıyordu. “Nasıl farklı olabilirim?” sorusunun cevabını biliyordu. İş anayasasını
hazırlamış, hedeflerini ve rotasını belirlemişti. Niyetinin duruluğu içinde, gayret, ehliyet ve
inayet varsa, nasipte de varsa başarılı olacağına inanıyordu. Vira Bismillah, dedi ve yola
çıktı.
***
Mağazasının açılış gününde hayırlı olsun ziyaretine gelenler oldukça kalabalıktı. Şehrin
kalburüstü simalarından komşu mağaza sahibi de ziyarete gelmişti. Çaylarını birlikte
yudumlarken, ziyaretçi komşu anlatıyordu: “Hayırlı olsun, ama çok kötü bir zamanda
işyeri açtınız be kardeşim,” diye başladığı konuşmasına, piyasanın zorluklarından,
sıkıntılarından, olumsuzluklarından uzun uzun bahisle ziyaretini tamamladı ve gitti. Kim
bilir, belki de iş hayatında tedbirli hareket etmenin önemini iyi niyetle vurgulamak
istemişti. Ancak delikanlının yüreği iyice daralmış, içi kararmıştı. Tam bu esnada,
anlatılanlara kulak misafiri olan bir finans kurumunun müdürü yanına geldi ve şunları
söyledi, “Bu iş adamının banka hesapları bende. Onun işlerinin nasıl olduğunu en iyi ben
bilirim. Sen bu ve benzeri ağlama alışkanlıklarına aldırış etme. Dürüst, çalışkan, kararlı,
tedbirli ol. Başarılı olunca efendiliğini, tevazuunu kaybetmedikten sonra başarırsın. Asla
ümidini kaybetme.” Müdür, sektörel tecrübe ışığında kanaatini belirtirken samimiydi. Pek
çok örnek görmüştü. Müdürün söylediklerini zaman haklı çıkardı. Niyetin duruluğu
içinde, gayret, ehliyet ve Allah’ın yardımı varsa başarılı olunuyordu. O müteşebbis bunun
benzeri pek çok engel karşısında ümitsizlik girdabına kapılsaydı, daha işin başlangıcında
kaybedecekti. Ümide sımsıkı sarılıp sorumluluk ve değerler içinde gösterdiği gayreti Allah
karşılıksız bırakmamıştı.
PİYASA VE ALTIN MADENİ
Sadece karanlığı gören,
karanlığa gömülür.
Altın madenini ziyaret eden bir iş adamı anlatıyordu:“Maden işletmecisi ile birlikte
işyerindeki bir mağaraya girdik. Ben duvarlar ve tavandaki karaltılı, koyu renkli kayalardan
başka bir şey görmüyordum. İşletmeci, eliyle duvardaki belli belirsiz bir damarı işaret etti ve
dedi ki, ‘Bu mağara bir altın hazinesi…’ Ve devamla beni uzun uzun bilgilendirdi.Bu
tecrübe bana şunu öğretti: Piyasa denilen kavram, o altın madenindeki mağara gibi. Benim
karanlıktan başka bir şey göremediğim yerde, işi bilen birisi altın damarlarının ışıltısını
görebiliyordu. Görmekle kalmıyor, azim, gayret ve sebat gösterince bir servet
biriktirebiliyordu.”Elbette ki basiretli bir işletme yönetimi tünelin ucundaki ışığın tren farı
mı, ümit ışığı mı olduğunu netleştirmeden tünele girmez.Her bir işletme, sağlam bir ümit
ışığını gördüğü, ilgi, bilgi, beceri ve ehliyetle gereken gayreti gösterdiği nispette nasibini
alıyor. Olumsuzluklara takılan ümitsiz ve şevksiz işletmeciler ise sadece karanlığı
görüyor. Karanlığa gömülüyor. Piyasa bu… Işıltılı mağazalarında, mağara karanlığı gibi
bir anlayışın atmosferini var edenler de olacak. Mağaradaki ümit ışıltılarını görenler de…
TİMSAHLAR VE YÜZME HAVUZU
Hiçbir şey tesadüfen gerçekleşmiyor.
Başarılar da çöküşler de öyle…
Büyük bir parti veren oldukça zengin biri, kalabalık davetli grubunu yüzme havuzunun
etrafında toplar. Havuzda birkaç tane aç timsah vardır. Davetlilere seslenir. “Bir yarışma
düzenledim. Bu havuzu karşıdan karşıya geçmeyi başarana bir milyon dolar ödül
vereceğim…” Şaşkın bakışlar arasında birinin havuza atladığı görülür. Yüzücü önde,
timsahlar peşinde heyecanlı bir yarış başlar. Köpüren sular içinde kovalamaca bir müddet
sürer. Yüzücü timsah dişlerinden kıl payıyla kurtulur. Alkışlara, tebriklere, şenlikli
kutlamaya aldırış etmeden, deli danalar gibi burnundan soluyarak davetliler arasında
dolaşırken, öfkeli ve titrek bir sesle haykırır: “Kim ulan beni bu havuza iten?”
***
İş hayatında da benzer tablolar yaşanmıyor değil. Gün olur, kişi mevcut durumu ölüm-kalım
meselesi olarak görür. Başka alternatif görmemesinin verdiği motivasyonla mücadele eder.
Havuza düşmüştür bir kere. Sadece karşı kıyıya varma veya yem olma ihtimali
vardır. Bazen de, Çanakkale savaşında Seyid onbaşının 215 kg ağırlığındaki mermiyi tek
başına kaldırması gibi bir güçle mücadele veren ideal sahibi insanların sıra dışı çabalarına
şahit olunur.
***
Zor şartlarda, samimi bir niyet ve olağanüstü gayretle önemli gelişmeler
gerçekleştiren işletmelere şahit oldum. “Zoru başarmak bizim işimiz, imkânsız ise biraz
zaman alır” diyorlardı.Zahmetli yolların, başarısızlık çukurları ile dolu sokakların nasıl
aşıldığını da gördüm, ümit, şevk ve gayret yerini kibir sarhoşluğuna terk ettiğinde nasıl bir
çöküş yaşandığını da… Hasılı hiçbir şey tesadüfen gerçekleşmiyor. Başarılar da çöküşler
de öyle… Sevmek, istemek, anlamak, gelişmek, ümidin peşinden yılmadan koşmak ve asla
ümidi kaybetmemek gerekiyor. Başarı gerçekleştiğinde başarıyı hazmetmek, zirveye
tırmanırken değerlerini dağın eteğinde unutmamak da…
Bir yanıt bırakın
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.