Suyu Gördünüz mü?

Kavramak için görmek,
mucizeleri hapsetmemek,
dikkat ve gayret, düşünmek gerek.        
                                                                                           

Berrak, yumuşak ve ince yapısıyla ferahlatıyor.
Önüne çıkan her şeyi sürükleyecek  kadar güçlü. Sürekli damladığında taşı delebiliyor.
Sayısız defalar avuçlarımıza almış, yüzümüze çarpmışızdır. Beraberinde getirdiği temizlik ve gönül ferahlığını yaşamışızdır. Doğumdan ölüme kadar vazgeçilmezimiz olan suyu hepimiz biliriz.
Gerçi, biliriz dediğimiz ve bildiğimizi sandığımız o kadar çok meçhulümüz var ki… Su da bunlardan biri.
Ne kadar üzerinde düşündük, görebildik!
***
“Şimdi siz, içmekte olduğunuz suyu gördünüz mü?” diyor, suyu yaratan. 

Şırıltısını işiterek bardağa boşalttığımız bir bardak suyu içmeden önce, birazcık görmeye çalışalım dilerseniz.
***
Su molekülü, iki hidrojen ile bir oksijen atomunun, ince hesaplarla birleşmesiyle meydana geliyor.
Hem de çok ince hesaplar ve ölçülerle yapılmış. Yeryüzündeki canlılığın devamı için gerekli, olmazsa olmaz ölçüler ve tercihler bunlar. Ölçülendirme ve tercihin olduğu yerde, tercihi yapan vardır. Tercih eden, kör tesadüf, cahil tabiat değil elbette.

Hidrojen ve oksijenin bir kısmı su olmuş, bir kısmı atmosferde kalmış. Ne hidrojen ne de oksijen incelikli hesap gerektiren bu işleri bilemez, yapamaz. Şuursuz varlıklar, başka varlıkların ihtiyaçlarını düşünüp veya şefkat edip, ona göre hareket edemez.

Bu elementler düşünemez ki;
– Bir kısmımız su olup, insanların, hayvanların, bitkilerin imdadına koşalım. Geride kalan kısmımız da atmosferi meydana getirsin ki canlılar yaşayabilsin. Atmosferde şu oranlarda, şu gazlar bulunsun ve canlılığın devamı için şart olan bu hassas denge bozulmasın.
***
Vücudumuzdaki su oranı yüzde 90-50 aralığında. Beynimizin yüzde 80’i su…

Hidrojen, oksijen ve diğer gazlar ne kendini tanır, ne de bizi bilir.
Bilmeyen, intizamla yapamaz, sistem kuramaz.
Yeryüzündeki canlıların hayatı için çok önemli olan bu oranları hassas bir ölçü ile koyan; her şeyi bilen, her işinde sayısız hikmet olan, mutlak kudret ve rahmet sahibi Rahman’dır.
***
“Her gün kullandığımız su bile, ne büyük mucizelerle dolu.” diyor bir ilim adamı.                                                            
Bu mucizelerden biri de; bütün maddeler  soğutulunca hacmi küçüldüğü halde, suyun bundan istisna tutulmuş olması…
Fizikte yer alan kanunlara göre, her madde ısınınca genişler, genleşir. Soğuduğunda büzülür, yani hacmi azalır. Ancak, sadece su, bu kurala uymaz. Aksine donan su, buz olarak hacmi azalacağına, artar. Saf su buza dönüşürken, hacminin yüzde 9’u oranında genişler.
Şayet buz sudan daha ağır olmuş olsaydı, gezegenimizdeki bütün su rezervleri donmuş olurdu. Yoğunluğu en fazla olan su +4 santigrat derecedeki sudur.  Bu sebeple donmuş göl ve nehir diplerinde +4 santigrat derecede su bulunur.
Buzun suyun üstünde kalması, canlıların yaşaması için gerek şarttır. Suyun dışındaki kimyasal maddelerin hemen hemen tamamının katı hali, sıvı haline göre daha yoğun olduğundan, dipten yukarı doğru donmaya başlarlar. Suya diğer kimyasal maddelerden farklı olarak verilen bu özellik sayesinde, donmuş buz tabakalarının, nehir, göl ve denizlerdeki canlıları yok etmesi engellenmiş. Böylece yeryüzündeki canlılığın devamı mümkün kılınmış.
Hüküm bizi bağlar, Allah’ı bağlamaz. Allah dilerse; ateş yakmaz, bıçak kesmez.
Her şey, Rabbimizin hikmetli kudret ve rahmetli ölçüsü ile gerçekleşir.
***
Yakıcı bir gaz olan oksijeni ve yanıcı bir gaz olan hidrojeni Yaratan, yaratmış. İkisini birleştirerek ateşi söndüren, hayat kaynağımız olan suyu var etmiş. Latif bir yolculukla ve hikmetli kanunlarıyla suyu ihtiyaç sahiplerine göndermiş ve gönderiyor.
Kur’an kâinatında mealen şöyle buyuruyor:
“Şüphesiz biz her şeyi bir ölçüye göre yaratmışızdır!” ( Kamer/49)
“ …De ki Yine de öğüt alıp düşünmeyecek misiniz?” ( Mü’m,nun 85)
Şimdi biz, içmekte olduğumuz suyu, göremezsek, okuyamazsak, anlayamazsak, gün gelir; su çürür, fikir çürür, insan çürür… Susayan, suyu özlemez sadece. Su da susayanı gözler, hakikate susayanı özler…
***
Yağmuru anlayıp, içmekte olduğumuz suyu gördükten sonra, kar tanelerindeki eşsiz sanatın büyüleyici güzelliklerini görmek için yapacağımız yeni bir keşfe var mısınız?

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın