Yazan : Prof. Dr. Selim ŞEKER
ABD de uzun süre kaldım. Boş vakitlerde dünyaca tanınan sanatçıların eserlerini görmek için müzelere, sanat galerilerine gittim. Sanatçısı olmayan bir esere rastlamadım. Rastladığını söyleyeni de duymadım.
Cesareti olan, tablosunun yanında duran ressamın gözlerine bakıp:
– Bu tablo, boyaların tesadüfi bir rüzgarla sürüklemesiyle kendiliğinden oluşmuş, desin bir bakalım…
Evimizin önündeki bahçede domates biber çilek soğan gibi pek çok tat, şekil, koku ve ebatta bitki yetişiyordu. Küçükken biraz tadına baktığım toprağın ise, sebzelerden bambaşka tadı ve özelliği vardı.
Düşünün, toprakla tamamen apayrı özelliği olan bu ürünler, nasıl tesadüfen yetişir?
Sadece sanat yönüyle değil, bitki hücre yapısı, gövdesindeki asansörler, yapraklarındaki fabrikalar, köklerindeki laboratuvarlar hakkında ilim ve akıl sahibi birinin:
– Bunlar tesadüfen oluşmuş, diyeceğini sanmıyorum.
Plastik çileğe, plastik domatese bakıp:
– Yapılmış,
diyen bir akıl, kokusu, tadı, rengi ve harikulade olan yapısıyla elinde tuttuğu çileğe:
– Oluşmuş!!
diyemez.
Bir bilim insanı olarak bunu kabul etmem mümkün değil.
Bu tabiattaki varlıklar olsa olsa toprak perdesi ardında bunları yaratan yüce bir iradenin, ilahi bir gücün tasarrufu ile olur.
*
Gezginler gayet iyi bilir, örneğin ABD’nin bir ucundan, Washington’ dan diğer ucuna Los Angeles’a giderken aynı ülkenin iki şehri olduğunu aralarında uzaklık arabayla 6 gün olmasına rağmen, hissediyorsunuz.
En son gelişmiş cihazlarla, maddenin içinin en uzak yerlerine bakın. Sonra da evrenin en uzak noktalarına…
Aynı sanatkarın eseri olduğunu göreceksiniz.
Jacob Sloan’ın 5.7.2011 günkü yazısında sunduğu iki resim ile beyindeki nöronların evrenin yapısıyla aynı olduğunu göstermiştir.
Görünen üstteki resimde galaksi ve nöronların fotoğrafı yer almaktadır…
Bir fotoğraf mikrometreler genişliğini, diğeri ise milyonlarca ışık yılı kadar büyüklüğü gösteriyor.
Biri farenin beynindeki nöronlar, diğeri ise simule edilmiş evrenin görüntüsü. Beraber çok farklı iki fenomenanın aynı şekilde olduklarını gösteriyorlar. Bunun tesadüf olması mümkün değil, ancak sonsuz güç sahibi bir Zât, bunu yapabilir.
*
Ruh ve elektrik ikisi de enerjidirler. Elektromanyetik dersinde öğrenildiği gibi, yayılan alanlar mesafenin tersi ile azalmaktadır. Şayet örneğin yüzey sonsuz büyüklükte ise yayılan alanlar mesafeden bağımsız olarak etki eder.
Yani bilim bize; sonsuz büyüklükte yakın, uzak yoktur der.
*
Dünyadaki mevcut ilerlemeye, insanoğlunun yeryüzündeki varlığından bu yana uzun zaman sonra ulaşılmıştır. Örneğin; bir robot yapımında bazı parçalarının tamamı dünyanın değişik ülkelerinden getirilerek üretiliyor.
Robotlarda rüya görmek, hislerinin bulunması gibi özelliklerin varlığı mümkün değildir.
İnsanın da bedenindeki mineraller dünyanın çeşitli yerlerinden toplanmış. Ancak bazı özellikleri, rüya görmesi, bazı hissiyat, hayal etme ve en önemlisi ruhu dünyanın dışından getirilmiştir. Dünya ve dünya dışı ortamlara sözü geçen bir Yaratıcı insanı yaratmıştır.
Peki, insanın yaratılışındaki maksat nedir?
İşte, buna açık ve net cevabı da Kur’an vermektedir.
Bir yanıt bırakın
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.